YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1996
KARAR NO : 2021/5538
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın “.. aynı evde birlikte yaşadığı mağdur … ve annesi olan mağdur …’i basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaraladığı, bu şekilde şüphelinin üzerine atılı müsnet suçları işlemiş olduğu…” iddiasıyla kamu davası açılması, TCK’nin 86/2, 86/3-a maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesinin talep edilmesi karşısında, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan iki kişiyi yaralama suçundan cezalandırılmasına hükmedilmesi,
2) Sanık hakkında aynı zamanda annesi …’e karşı işlediği ve uzlaşma kapsamında bulunmayan TCK’nin 86/2 ve 86/3-a maddeleri kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçundan kamu davası açılması ve resmi nikahlı eşi olmayan mağdur …’a karşı gerçekleştirilen eylemin uzlaşmaya tabi olmaması karşısında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereği uzlaşmaya tabi olmayan bir suçla birlikte …’a karşı işlenen TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçunun da uzlaşma kapsamında olmadığı ancak, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik itibariyle sanığın, …’a karşı “basit yaralama” eyleminin, farklı mağdura karşı işlenmiş olması sebebiyle uzlaşma hükümlerinin uygulanabilir hale geldiği gözetilerek, sanık ile mağdur … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3) Sanık ve mağdur …’ın suç tarihinde resmi nikahlı eş olmadıklarının anlaşılması karşısında, sanığın eylemi eşe karşı kasten yaralama olarak değerlendirilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
4) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarlarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5) Tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle TCK’nin 58/3. maddesi gereğince TCK’nin 86/2. maddesinde belirtilen seçenek cezalardan hapis cezalarına karar verilen sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, hapis cezalarının TCK’nin 50/2. maddesine aykırı olarak adli para cezalarına çevrilmesi,
6) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezalarına çevrileceğine karar verilmiş ise de 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/3. maddesindeki yeni uygulamaya aykırı olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.