YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5886
KARAR NO : 2021/3709
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına, beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılanın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi, tarafsız tanık beyanının bulunmaması karşısında; soyut iddia dışında hakaret suçunu işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
İddianamede sanık hakkında katılan …’a yönelik hakaret suçu nedeniyle açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde, 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesinde yer alan, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hakkında açılmış bir dava bulunmayan ve iddianamenin anlatılış tarzına göre de unsurları gösterilmeyen katılan …’a yönelik hakaret suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
4) Sanık … hakkında müşteki …’e karşı yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne, sanık … hakkında müştekiler … ve katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan sanık … ve sanık …’in temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık … hakkında müşteki …’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; sanık hakkında müşteki …’ye karşı 5237 sayılı TCK’nin 86/2 maddesi gereğince basit kasten yaralama suçundan, müştekiler … ve …’e karşı 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri gereğince basit kasten yaralama suçundan kamu davaları açıldığı belirlenmekle, suç tarihinde müşteki …’ye karşı işlenen basit yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşılmış ise de 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı farklı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşmanın mümkün olabileceği hükmünün de getirilmiş olması karşısında, sanık ile müşteki … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince yeniden uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile
“01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Sanık … hakkında müştekiler … ve …’e karşı yaralama suçundan kurulan hükümler yönünden; sanık hakkında 5237 saylı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 29. maddeleri uyarınca belirlenen “4 ay 15 gün” hapis cezaları üzerinden, TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın “3 ay 22 gün” hapis cezası yerine “3 ay 23 gün” hapis cezası olarak tespiti suretiyle fazla ceza tayini,
d) Sanıklar Samet ve … hakkında kurulan hükümler yönünden; sanıkların adli sicil kaydına konu tekerrüre esas olabilecek başka ilamının da bulunmadığı gözetilerek, sanık …’in tekerrüre esas alınan Çankırı Sulh Ceza Mahkemesinin 26.03.2010 tarih, 2009/624 Esas – 2010/182 Karar sayılı ilamının ve sanık …’in Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2010 tarih, 2008/456 Esas – 2009/4 Karar sayılı ilamının, güncel adli sicil kayıtlarında yer almadığı, ilgili ilamların akıbeti mahkemelerinden sorularak sonucuna göre sanıklar hakkında TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi lüzumu,
e) Sanıkların cezasında haksız tahrik indirimi uygulanırken uygulama maddesi olarak TCK’nin 29. maddesinin hükümlerde gösterilmemesi,
f) Müşteki …’in tanık sıfatıyla dinlenmesi,
g) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanığın ve sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.