YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4610
KARAR NO : 2019/8115
KARAR TARİHİ : 25.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı; dava konusu taşınmazlardan 28 parsel sayılı taşınmazın 85/708 pay maliki olduğunu, ayrıca Hazineye ait dava konusu 29 parsel sayılı taşınmaza da ecrimisil ödediğini, davalının uzunca bir süreden beri her iki parsele de el attığını belirterek, el atmanın önlenmesini, her yıl için 3000 TL olmak üzere toplam 15.000 TL ecrimisil ödenmesini talep etmiş, 25.12.2014 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 18.874,45 TL olarak güncellemiştir.
Davalı; dava konusu taşınmazların annelerinden intikal ettiğini, kendisinin paydaş olduğunu, 2012 yılında bu taşınmazların tamamını davacı …’ün kiraya vermek suretiyle kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 12.669,24 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tapu kayıtları incelendiğinde görülmektedir ki, ecrimisil hesabına konu edilen 28 parsel sayılı taşınmazda taraflar 06.05.2011 tarihine kadar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı kararı).
Somut olaya gelince, davalı … 06.05.2011 tarihine dek dava konusu 28 parsel sayılı taşınmazda paydaş malik iken, davalının bu tarihte payını dava dışı Cahide Güler’e devretmiş olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 06.05.2011 tarihine kadar olan dönem için yukarıda belirtilen ilkeler göz önünde bulundurularak intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, dava konusu taşınmazın intifadan men olgusu yönünden yukarıda sayılan istisnalar arasında olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.