Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/13660 E. 2020/8735 K. 09.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13660
KARAR NO : 2020/8735
KARAR TARİHİ : 09.12.2020

Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 03/06/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 09/02/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 26/05/2017 tarihli ve 2017/20158 soruşturma, 2017/1118 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre 15/06/2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, 05/07/2017 tarihinde infazı için Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2-Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, 15/07/2017 tarihli ve 2017/969 DS sayılı çağrı yazısının 27/07/2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmadığı, 08/08/2017 tarihli 2.çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre 17/08/2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyası kapatılarak 18/09/2017 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak, 20/09/2017 tarihli 2017/20158 soruşturma , 2017/26074 esas ve 2017/18497 sayılı iddianame ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1-4-a ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İstanbul 33.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4-İstanbul 33.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararı ile ; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 08/11/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
5-Sanığın daha önceden 01/12/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul 75. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2015 tarihli ve 2014/346 esas, 2015/257 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararı ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2019 tarihli ve 2018/764 esas, 2019/39 sayılı kararı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 11/02/2020 tarihli 2019/1025 esas ve 2020/245 sayılı kararı ile; “Sanığın 01/12/2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul 24. Asliye Ceza mahkemesinin 17/01/2019 tarihli 2018/764 esas ve 2019/39 sayılı kararı ile 5320 sayılı kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresinde yeniden kullanma suçunu işlemesi üzerine mahkumiyet hükmünün açıklandığı, mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak 09/02/2017 tarihli suçun 5320 sayılı kanunun geçici 7/2. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde olduğu, soruşturma ve kovuşturma konusu edilemeyeceği, düşme kararı verilmesi gerektiği halde mahkûmiyet kararı verildiği belirlenmekle, ilk derece mahkemesi tarafından İstanbul 33.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/628 esas ve 2018/564 sayılı hükmü açısından kanun yararına bozma talebine konu edilmesi için mahkemesine bildirimde bulunulmasına” karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/05/2017 tarihli ve 2017/20158 soruşturma, 2017/1118 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde yeniden atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açılması üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, her ne kadar Mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, daha önce sanık hakkında atılı suçtan İstanbul 75. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2015 tarihli ve 2014/346 esas, 2015/257 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu, dosyaya konu 09/02/2017 tarihli suçun ise anılan kararın ihlali mahiyetinde olduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından cihetle sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli … hakkında, 09/02/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/05/2017 tarihli ve 2017/20158 soruşturma, 2017/1118 sayılı karar ile, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlülüklerini ihlalde ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılması üzerine, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
Her ne kadar Mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın daha önceden 01/12/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul (Kapatılan) 75. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2015 tarihli ve 2014/346 esas, 2015/257 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu, İstanbul 33.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararı ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 24.Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2019 tarihli ve 2018/764 esas, 2019/39 sayılı kararı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 11/02/2020 tarihli 2019/1025 esas ve 2020/245 sayılı kararı ile “istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilerek kararın kesinleştiği, incelemeye esas dosyaya konu 09/02/2017 tarihli suçun, 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi gereğince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması karşısında; mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-)Karar :
Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkemesince, kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ve 2017/628 esas, 2018/564 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 09/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.