YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3071
KARAR NO : 2021/5282
KARAR TARİHİ : 25.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarına göre,14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
b)Adli Tıp uygulamalarına göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda olaydan en az altı ay sonra değerlendirme yapılması gerektiği, hükme esas alınan… Bölge Devlet Hastanesinin 06.05.2015 tarihli plastik cerrahi uzmanınca verilen raporunun olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden katılanın yapılan muayenesi sonucu düzenlendiği anlaşılmakla, katılanın olayın üzerinden en az altı ay geçtikten sonra tedavi evrakları, mevcut raporları varsa grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek tespit edilen yaralanmasının yüzünde sabit ize neden olup olmadığı ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddesinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek nitelikte rapor aldırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
c)Sanığın, 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-e. maddeleri uyarınca tayin olunan ”1 yıl 6 ay” hapis cezasının, TCK’nin 87/1-c. maddesi uyarınca bir kat artırılması sırasında hesap hatası yapılarak ”2 yıl 12 ay” hapis cezası yerine ”3 yıl” hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
d)5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayan ve 11. maddesi gereğince de Valilikten çalışma izni alan özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri nedeniyle işlenen suçların, aynı Kanun’un 23/2. maddesinde yer alan “özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla suç işleyenler kamu görevlisine karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca, kamu görevlisine karşı işlenmiş olarak kabul edilmesi gerektiği nazara alındığında, olay günü… Bölge Devlet Hastanesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan katılanın, sanığın eylemi nedeniyle yaralandığı somut olayda, katılanın kendisine karşı işlenen suç nedeniyle kamu görevlisi sayılma koşullarını taşıyıp taşımadığı araştırıldıktan sonra, taşıması halinde sanığa ek savunma hakkı verilip aynı olayda iki nitelikli halin (5237 sayılı TCK’nin 86/3-c ve 86/3-e bendlerinin) birleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi gereğince cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesinde sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği de gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 86/3-c. maddesi yönünden hukuki durumun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
e)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 25.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
-3-