YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13345
KARAR NO : 2020/8726
KARAR TARİHİ : 09.12.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Gaziosmanpaşa 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2016/544 esas, 2019/224 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/05/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında 16/04/2012 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 24/02/2016 tarihli ve 2016/5094 soruşturma, 2016/84 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNIS adresine tebliğe çıkarıldığı, 14/03/2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, kararın infazı için 04/03/2016 tarihinde Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15/03/2016 tarihli ve 2016/2828 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 01/04/2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 18/04/2016 tarihli uyarı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve 09/05/2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 27/05/2016 tarihli kararı ile yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek dosyanın 06/06/2016 tarihinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak, 15/11/2016 tarihli, 2016/5094 soruşturma, 2016/10376 esas ve 2016/9509 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 191/1-4-a ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02/04/2019 tarihli ve 2016/544 esas, 2019/224 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27/06/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2016/544 esas, 2019/224 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 10/07/2019 tarihli ve 2018/6065 esas, 2019/4246 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın üzerine atılı suçun 16/04/2012 tarihinde işlendiği ve suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile ceza miktarının “iki yıldan beş yıla kadar hapis” olarak değiştirildiği cihetle, suç tarihinin değişiklik öncesi olması karşısında aleyhe kanun değişikliğinin sanık hakkında uygulanamayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekirken, lehe kanun değerlendirilmesi yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2016/544 esas, 2019/224 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
16/04/2012 tarihinde, Gaziosmanpaşa 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 01/04/2012 tarihli ve 2012/367 değişik iş sayılı önleme arama kararına istinaden yapılan aramada, …’in sevk ve idaresindeki …. plakalı araç içerisinde sağ arka paspas üzerine dökülmüş şekilde net 0,05 gram esrar elde edilebilecek 0,1 gram ağırlığında kenevir bitki parçalarının ele geçirildiği, araçta bulunan …, …, … ve … isimli şahıslar hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda …’ın olay günü yurtdışında olduğu, teyzesinin oğlu …’nın, …’a ait kimlik bilgilerini kullandığının belirlenmesi üzerine Gaziosmanpaşa 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2015 tarihli ve 2014/2694 esas, 2015/1742 sayılı kararı ile …, …, … ve …’ın beraatlerine ve … hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesini takiben suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusunda bulunulması üzerine şüpheli … hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca, 24/02/2016 tarihli karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 14/03/2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, kararın infazı için 04/03/2016 tarihinde Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15/03/2016 tarihli ve 2016/2828 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 01/04/2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 18/04/2016 tarihli uyarı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve 09/05/2016 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 27/05/2016 tarihli kararı ile yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak, 15/11/2016 tarihli iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 191/1-4-a ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda Cumhuriyet savcılığınca ve denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan tebligatların öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine çıkarılan tebligatların usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği, anlaşıldığından usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
2- Suçun işlendiği 16/04/2012 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, suç tarihinin değişiklik öncesi olması karşısında aleyhe kanun değişikliğinin sanık hakkında uygulanamayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekirken, lehe kanun değerlendirilmesi yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi de kanuna aykırıdır.
Sonuç olarak; yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından usulüne uygun bir denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin infaz süreci bulunmaması nedeniyle kamu davasının açılma koşulunun gerçekleşmediği, mahkemece durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlerle, mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2016/544 esas, 2019/224 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
09/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.