YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13992
KARAR NO : 2021/1832
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.06.2017 tarihli ve 2016/158 Esas, 2017/233 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılamanın ilerleyen aşamalarında, müvekkilinin dava konusu 394 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 9/96 pay ile paydaş olan eski malik …’ın bir kısım varislerinin hisselerini toplayarak 8/96 pay ile taşınmaza malik olduğunu, taşınmaz üzerinde yapılmış olan özel parselasyon/fiili taksime göre 5 parselin …’a düştüğünü, davalının tapu kaydı maliklerinden … mirasçısı olup özel parselasyona göre 7 parselde hak sahibi olduğunu, ancak davalının …’a düşen bölümü herhangi bir hakka dayanmaksızın kullandığını, davalıya ihtarname gönderilmiş olmasına karşın sonuç alınamadığını belirterek, davalının el atmasının önlenmesini, müvekkilinin taşınmazı satın alma tarihi olan 08.12.2015 tarihinden dava tarihine kadar fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.673 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, kendisinin de taşınmazın paydaş maliklerinden olduğunu, kendi payını kullandığını, davacının payına elatması bulunmadığını, davacının iddia ettiği fiili taksimin eski 183 parsel sayılı ve 6.320 m2 yüzölçümlü taşınmaz için yapılmış olup dava konusu 394 parsel sayılı taşınmaz ile ilgisi bulunmadığını, geçerli bir özel parselasyon olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davacının elatmanın önlenmesi talebi ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 08.12.2015 – 30.03.2016 dönemi için 1.659,26 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf talebinin kısmen kabulü ile, davacının elatmanın önlenmesi talebi ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 26.01.2016 – 30.03.2016 dönemi için 948,14 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 394 parsel, tarla, kargir ve kerpiç ev ve kerpiç iki ahır nitelikli 5.810 m² yüzölçümlü taşınmazda davacının satış ile 08.12.2015 tarihinde 1/12 pay maliki olduğu, davalı …’ın 3/32 pay üzerinde diğer bir kısım paydaş ile birlikte iştirak halinde malik olduğu, taşınmazda taraflar dışında muhtelif sayıda paydaşın bulunduğu, davacı tarafça sunulan 23.11.1984 tarihli ve eski 183 parsel sayılı 6.320 m2 yüzölçümlü taşınmazın ifrazına ilişkin bir parselasyon planının bulunduğu, bu planın tapu müdürlüğünce işlem görmediğinden geçerli olmadığı, dosya arasında bulunan 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının kullandığı yerin 5 numaralı özel parselde bulunduğu, özel parselasyon yapılan 183 parsel ile dava konusu 394 parsel arasındaki yüzölçümü farkının sebebine değinilmediği ve bu hususun kroki üzerinde gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesinden ötürü ecrimisil isteyebilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanılabileceği bir kısım yer varsa, açacağı elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli olduğunu söyleyebilmek güçtür. Şöyle ki; davacı tarafça sunulan parselasyon planının, tapu müdürlüğünde kayıtlı olmadığından geçerliliği bulunmasa da, plan tarihinden sonra 28.04.2008 tarihinde ifrazen oluşan dava konusu 394 parsel sayılı taşınmazın tüm paydaşları arasında kabul edilmiş olan fiili bir kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulmadığı gibi, davacının payına karşılık kullanabileceği çekişmesiz alanlar olup olmadığı da saptanmış değildir.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazda fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı tespit edilerek, oluşmamış ve sınırlar belirsiz ise davacının çekişmesiz olarak kullanabileceği kısımlar bulunup bulunmadığının saptanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.