Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2017/900 E. 2020/4343 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/900
KARAR NO : 2020/4343
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
KANUN YOLU: TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, … Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 627 parsel sayılı 8.517,89 yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satın alma, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 107 ada 3 parsel sayılı 829,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların tarafların kök murisi … oğlu … mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında Hazine, çekişmeli taşınmazlar üzerinde tarafların zilyet olmadıkları iddiasına dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 104 ada 627 ve 107 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar …, … ve … vekili ile müdahil davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu taşınmazların tarafların ortak murisi…oğlu …’ye ait olduğu, murisin 11.09.1963 ve 06.10.1964 tarihli satış senetleri ile taşınmazları oğlu …Abi’ye satıp zilyetliğini devrettiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşiflerde alınan beyanlara göre, çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi Ali oğlu …’ye ait olduğu ve davalı tarafın dayandığı satış senetlerinin kapsamında kaldığı belirlenmiş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların satışı sonrasında zilyetliklerinin davalıların murisi … oğlu …Abi’ye devredilip devredilmediği noktasında toplanmaktadır. Keşiflerde alınan beyanlarda dava konusu 104 ada 627 parsel sayılı taşınmazın ölünceye kadar tarafların kök murisi … tarafından kullanıldığı, onun ölümünden sonra Ahmet oğlu Emrullah Abi tarafından bu kişinin vefatından sonra ise davalıların murisi …Abi’ tarafından, sonrasında da …mirasçıları tarafından kullanıldığı; yine çekişmeli 107 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin kök muris … tarafından yapıldığı ve ölünceye kadar kullanıldığı, ölümünden sonra Emrullah Abi’nin, onun ölümünden sonra davalıların murisi …Abi’nin kullandığı sonrasında da …Abi mirasçılarının kullandığı belirtilmiş olmasına rağmen, satış sonrasında çekişmeli taşınmazların zilyetliğinin davalıların murisi …Abi’ye devredilip devredilmediği belirlenmediği gibi, bu taşınmazları kullanan kişilerin taşınmazı ne sıfatla kullandıkları da tespit edilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, Mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, davalıların dayandıkları senet tarihinde zilyetliğin davalıların murisi …Abi’ye devredilip devredilmediği, satıştan sonra taşınmazları kullandıkları belirtilen kök muris …’nin ve Ahmet Oğlu Emrullah Abi’nin taşınmazı ne sıfatla kullandıkları ve sürdürülen zilyetliğin niteliği hususunda yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.10.2020 gününde oy birliği ile karar verildi.