Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/17902 E. 2020/13829 K. 28.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17902
KARAR NO : 2020/13829
KARAR TARİHİ : 28.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin belediyede işçi olarak 1990 tarihinden emekli olarak ayrıldığı Temmuz 2011 tarihine kadar çalıştığını, davalı … bünyesinde Toplu İş Sözleşmesi taraf sendika üyesi olduğunu, belediyede çalışmaya başladığı tarihten itibaren toplu iş sözleşmesinden kaynaklı hiçbir alacağın davacıya ödenmediğini, toplu iş sözleşmesi ücret zamları ile önceki toplu iş sözleşmesi taban ücretlerin davacı işçinin ücretine hiç uygulanmadığını, eğitim gören çoçukları olduğunu, aile, çoçuk ve öğrenim yardımı ödenmediğini, ücretlerin eksik ödendiğini, yemek, yakacak, birleştirilmiş sosyal yardım alacağı, Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiye alacağı, emekliliği ile birlikte ödenmesi gereken kıdem tazminatının Toplu İş Sözleşmesi 28. maddesine göre her bir kıdem yılı için 80 gün üzerinden ödenmediği gibi, yıllık izin ücretinin de ödenmediğini,6772 sayılı Kanundan kaynaklanan ilave tediye alacağı bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Sözleşmenin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesinde yıllık izinlerin kullandırılmadığını ve yıllık izin ücretinin ödenmediğini iddia etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının 16.07.1990- 14.07.2011 tarihleri arasında (7327 gün) 20 yılı aşan süre ile çalıştığı, 2003 yılı sonrası Toplu iş sözleşmesi de dikkate alarak toplam 466 gün izin hakkı bulunduğu kabulü ile hesaplanan yıllık izin ücreti alacağının mahkemece hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Davacının uzun yıllar çalışmasına rağmen hiç izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacının çalışma süresi boyunca herhangi bir zamanda yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı hususu açıklattırılarak davacı beyanı ile birlikte tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı taraf dava dilekçesinde 56.500,00 TL kıdem tazminatı talebinde bulunmuş olup, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda Mahkemece 54.536,96 TL olarak kabulüne 1963.04 TL kıdem tazminatının ise reddine karar verildiği gözetilmeden vekil ile temsil edilen davalı lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca red vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderinin buna göre hesaplanmaması hatalı olup bir diğer bozma nedenidir.
Açıklanan nedenlerle karar bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.