Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3755 E. 2019/8987 K. 14.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3755
KARAR NO : 2019/8987
KARAR TARİHİ : 14.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın tapu iptal ve tescil talebinin reddine muhdesatın tespitinin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … dışındaki tüm davalıların vekili ile davacıların vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili, davalıların muris…’nin sağlığında dava konusu arsa vasıflı 24 parsel numaralı taşınmazı vekiledenlerinden …’ya ve 25 parsel numaralı taşınmazı da muhtarlık senediyle haricen davacılardan …’ya satmış olduğunu, haricen satın alındıktan sonra imar uygulaması sonucu 24 parselin 7600 ada 7 parsel numarasını ve 25 parselin de 7600 ada 8 ve 9 parsel numaralarını aldığını, davalıların taşınmazları haricen davalıların murisinden almalarından sonra taşınmazlar üzerine ev yaparak kullandıklarını ancak davalıların, vekiledenlerinin taşınmazları murislerinden haricen satın aldıklarını bilmelerine rağmen taşınmazların tapudan devrine yanaşmadıklarının açıklayarak dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapularının iptali ile taşınmazların vekiledenleri adına tapuya kayıt ve tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde taşınmazlar üzerindeki evlerin değerinin arsa değerlerinden fazla olması nedeniyle temliken tescili talep etmiştir. Davacılar vekili yargılama aşamasında ıslah dilekçesi ile davayı muhdesat aidiyetinin tespiti olarak değiştirmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; “Davacıların tapu iptali tescil talebinin şartlar oluşmadığından reddine, davacıların aidiyetin tespitine yönelik talebin kabulüyle teknik bilirkişiler … Yiğit ve Ferhat Şahan ile … bilirkişi … rapor ve krokilerinde belirttikleri 7600 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların davacı …’ya, aynı ada 8 parsel üzerindeki yapı ve ağaçların davacı …’ya, aynı ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların davacı …’ya ait olduğunun tespitine,..” karar verilmiş, hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, başlangıçta terditli olarak harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde temliken tescil talepli açılmış iken, davacı taraf yargılama aşamasında ıslah talebinde bulunarak tapu iptali ve tescil taleplerinin, taşınmazların ifraz sınırının altında olmaları(bölünemez olmaları) nedeniyle, açmış oldukları terditli talepleri içeren davalarını muhdesat tespiti olarak değiştirdiklerini beyan etmesi ile muhdesat davasına dönüşmüştür.
Muhdesat tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere ve kural olarak; tespit davalarında tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı HMK’nin 106. maddesinin 2. fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir. Bu nedenle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm işlemi ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez.
Somut olayda, davacıların, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 7600 ada 7, 8 ve 9 parsel numaralı taşınmazlarda pay sahibi olmadıkları gibi, dava konusu parseller hakkında davacıların da taraf olduğu, açılmış ve derdest bir ortaklığın giderilmesi davası da bulunmadığına göre, davacıların muhdesatın tespiti davası açmakta hukuki yararının olmadığı açıktır. Bu durumda, Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.