YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20942
KARAR NO : 2020/3404
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, 65 ada 31 parsel sayılı taşınmazda hissedar olan … oğlu …’in mirasçılarından …’nin payını …’e, …’in de payını 1966 yılında davacıların murisine sattığını, davacıların satış tarihinden beri nizasız, fasılasız zilyet olduğunu belirterek tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur.
Davalıların bir kısmı cevap dilekçesinde, taşınmazın dedelerinden kaldığını, satış söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen karar, bir kısım davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 33. maddesi uyarınca hakim Türk Hukuku’nu re’sen uygular. Bu ilke uyarınca olayları belirlemek taraflara, bu olayların hukuki sonuçlarını tayin etmek hakime düşer. Dava dilekçesindeki beyanlar doğrultusunda dava, kadastro tespiti öncesi harici satışla başlayan ve halen devam eden zilyetliğe dayanılarak, TMK’nin 713/2. maddesinde düzenlenen ölüm sebebine dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Mahkemece zilyetlik şartının oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz olan 65 ada 31 parsel, imar uygulaması sonucu 725 ada 8, 9, 10 parsel sayılı taşınmazlara dönüşmüştür. Dosya içerisine 31 parselin kadastro tutanağı alınmış ise de incelenmesinde; kadastro tutanağının itiraz görmesi nedeniyle kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı gibi tapu kaydı da dosya içinde bulunmamaktadır. Ayrıca çekişme konusu 725 ada 8 parselin tamamında ve 9 ve 10 parselde paylı malik olan … oğlu … ile dosya arasında veraset ilamı bulunan “… ve … oğlu, 1868 doğumlu, 29.01.1936 ölümlü …’un” aynı kişi olup olmadığı belirlenmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken; öncelikle 65 ada 31 parsel sayılı taşınmazın kesinleme şerhi verilmiş onaylı kadastro tutanağı ve tapu kaydı getirtilmeli, sonra davacı tarafa 29.03.2015 tarihli ve 2015/308 Esas, 2015/311 Karar sayılı mriasçılık belgesindeki … ile tapuda malik olan …’in aynı kişi olup olmadığının tespiti için dava açmak üzere süre ve imkan verilmeli, aynı kişi olduğu anlaşıldığı takdirde yargılamaya şimdiki gibi gerçek kişiler arasında devam edilmeli, aynı kişi olmadığı tespit edilmesi halinde, … oğlu … ile Hazine hasım gösterilerek yeni mirasçılık belgesinin alınması için davacı tarafa süre verilmeli, adı geçenin mirasçı bırakmadan ölmüş olması halinde ise mirasın TMK’nin 501. maddesi uyarınca Hazineye kalacağı düşünülmeli, gerçek kişilerin mirasçı olarak belirlenmesi halinde ise, dava o kişilere karşı yürütülmelidir.
Yukarıda bahsedilen usuli eksiklikler tamamlandıktan sonra iddia ve savunma doğrultusunda deliller değerlendirilerek talep hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.