Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/18080 E. 2020/2965 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18080
KARAR NO : 2020/2965
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, paydaşı oldukları 374 ada 9 parsel sayılı taşınmazda kendileri gibi hissedar bulunan … kızı …’nun gerçek isminin … Al olduğunu, davalılar murisi …’nin 04.06.1948 tarihinde öldüğünü, mirasçılarının taşınmazla ilgilenmediklerini kendilerinin ve mirasbırakanlarının zilyetliklerinin yirmi yılı aştığını ileri sürerek taşınmazdaki …’na ait payın iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar, kadastro tespitinden sonra 10 yıllık sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine dair veilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/2. maddesinde düzenlenen ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu, fındık bahçesi ve tarla nitelikli 374 ada 9 parsel sayılı taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olarak davacılar adına ve 240/2560 payla da … adına kayıtlı olduğu, taşınmazın geldisinin 1254 parsel sayılı taşınmaz olduğu, 22.06.1983 tarihinde kadastro tespitinin yapıldığı ancak itirazlı olması sonucu tespitin 20.01.1989 tarihinde kesinleştiği, 16.07.2011 tarihli yenileme çalışmaları sonucunda da 374 ada 9 parsel sayılı taşınmazın olduştuğu, çekişmeli taşınmazda … isminin kimlik bilgilerinin düzeltilmesi işleminden 01.09.2015 tarihinde … kızı … Al olarak düzeltildiği, mirasbırakan …’nin 04.06.1948 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK’nin 713. maddesinin 1.fıkrasında; ” tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; ” aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK’nin 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan ”… ölmüş…” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda, davalılar mirasbırakanı …’nin 04.06.1948 tarihinde öldüğü, taşınmazın kadastro tespitinin 20.01.1989 tarihinde kesinleştiği ve kadastrodan sonra devam eden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanıldığına göre hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı da açıktır.
Hal böyle olunca, taraf delilleri eksiksiz toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın hatalı nitelendirilmesi ile yazılı şekilde hak düşürücü süreden red kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.