Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6043 E. 2021/5845 K. 01.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6043
KARAR NO : 2021/5845
KARAR TARİHİ : 01.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1)Katılanın aşamalarda istikrarlı biçimde sanığın kendisini yaraladığına dair beyanları, tanıkların itişme olduğuna dair beyanları, katılan hakkında sanığa yönelik kasten yaralama ve hakaret suçlarından şikayet olmadığı nedenle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, Gördes Devlet Hastanesinin 27.03.2015 tarihli raporunda ” sağ diz çevresinde 2 adet 0,5* 0,5 cm, 1 adet 1*1 cm, sol diz altında 1 adet 1*1 cm’lik yüzeyel sıyrık. Diğer sistem muayeneleri normal. Hastanın lezyonları BTM ile giderilebilir. Hayati tehlikesi yoktur. Alkol saptanmadı” şeklindeki katılanın beyanıyla uyumlu yaralanmasını ortaya koyan doktor raporundaki tespitler ile tüm dosya içeriğine göre sanığın katılanı yaraladığı sabit olduğu halde haksız tahrik hükümleri tartışılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle atılı suçtan beraatine karar verilmesi,
2)Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten yaralama ve TCK’nin 106/1-1. cümlesi uyarınca tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, suç tarihinde tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince, kasten yaralama suçunun da tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaştırma kapsamında bulunmadığı anlaşılmış ise de; 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaştırma kapsamında kaldığı, ayrıca sanık hakkında tehdit suçundan beraat hükmü verildiği, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma

koşullarının ortadan kalktığı, temyiz incelemesine konu edilen sanığın kasten yaralama eyleminin uzlaştırmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılan arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
3)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.