YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5220
KARAR NO : 2020/19216
KARAR TARİHİ : 21.12.2020
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : …. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı, davalı işveren nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence geçersiz feshinin ardından İş Mahkemesince işe iadesine karar verildiğini, davalı tarafından işe iade edilmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, dava konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu alacakların gerçekte belirli alacaklar olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanunu’un 18. maddesi kapsamında geçerli nedenle feshedildiğini, bu nedenle boşta geçen süre alacağı ve işe başlatmama tazminatı talep edilemeyeceğini, davacının işe başlama amacının olmayıp tazminata hak kazanabilmek için kötü niyetli davrandığını, davacının karar kesinleşmeden işe iade başvurusunda bulunduğunu ve bu haliyle başvurunun hukuka aykırı olduğunu, davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunmadığını ve herhangi bir ikramiye alacağının da olmadığını, davacının iş sözleşmesinin 06.01.2015 tarihinde sona erdiğini ve bu tarihten sonra davalı Ajans’ta herhangi bir çalışmasının olmadığını, buna rağmen Ocak ayına ait ücretin peşin ödendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte Ocak ayı ücreti nedeniyle kesinti yapılmış olsa bile davacının Ocak ayında ücret alacağı doğmadığı için işverenin kesinti yapma hakkının bulunduğunu, davalı …’nın kamu kurumu niteliğinde olması nedeniyle uyuşmazlık konusu hususların ancak resmi belge ve kayıtlarla ispatlanabileceğini, ayrıca talep edilen faiz oranlarının da hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince davalının ücret alacağının %5 fazlası alacağa; davacının kıdem tazminatına uygulanan faiz türüne dair istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (bu yönlerden) kaldırılmasına, karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının 2015 Ocak ayı ücretinin ödenip ödenmediği ve buna bağlı olarak boşta geçen süre ücretinin hesaplanması ile ücret alacağının % 5 fazlalığının ret gerekçesi hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, iş akdinin 04.01.2015 tarihinde feshedildiğini, ücreti peşin olarak ödendiğinden talep edilmediğini ancak davalı yanca tazminat miktarlarından çalışılmayan günler için peşin olarak ödenen ücretin kesildiğini bu nedenle Ocak 2015 ayı ücretinin ödenmeyen kısmının bulunduğunu iddia ederek ücret alacağı ve ücret alacağının % 5 fazlalığı olan alacağını talep etmiş, davalı ise davacının ücretinin tam olarak ödendiğini ancak 06.01.2015 tarihinde iş akdi feshedildiğinden davacıya fazladan ödeme yaptıklarını, bu fazla ödemeyi de davacıya yapılan tazminat ödemesinden mahsup ettiklerini belirterek ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Basın İş Yasası’nın 14. maddesinde ücretin peşin olarak ödeneceği düzenlemesi yer aldığından davacının kalan 26 günlük ücretinin de ödenmesi gerektiği ve bu ücret tutarının boşta geçen süre ücreti içerisinde değerlendirildiği ayrıca ücret alacağı hesaplanmayacağı belirtilmiş ancak Ocak ayı 26 günlük ücretin ödenmediği kabul edildiğinden 26 günlük süre için ücret alacağının % 5 fazla alacağı hüküm altına alınmıştır. Bölge adliye mahkemesince davalı işveren tarafından yapılan ücret ödemesinden 2015 yılı ocak ayı 26 günlük tutarın kıdem tazminatından mahsup edildiği, bu nedenle kıdem tazminatının eksik ödendiğinin anlaşılmış olduğu ve bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda kıdem tazminatı fark alacağı hesaplandığı ayrıca, 4 aylık ücret hesabında söz konusu tutar da hesaplandığından, davacının 2015 yılı ocak ayı bakiye ücret alacağı bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince bu yönde verilen hüküm isabetli bulunmuş ancak ilk derece mahkemesince ücret alacağının %5 fazlalığı hüküm altına alınmış ise de, 14.02.2020 tarih ve 31039 sayılı resmî gazetede yayımlanan anayasa mahkemesinin iptal kararı ile ücret alacağının %5 fazlalığının dayanağı olan normun iptal edildiği, ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, bu iptal kararının kesinleşmemiş davalara da tatbiki gerektiği, mahkemece ücret alacağının %5 fazlalık talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, (yargıtay 22. hukuk dairesinin 23.01.2020 tarih ve 2019/8665 esas, 2020/1251 karar sayılı kararı) bu durumda, yerel mahkemece, ücret alacağının %5 fazlalık talebi yönünden davanın reddi yerine, kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlığa konu 2015 Ocak ayı ücretinin 01.01.2015 tarihinde Basın İş yasası 14. maddesine uygun olarak davacı hesabına peşin olarak ödendiği görüldüğünden davacının Ocak ayı ücretinin ödendiği kabul edilmelidir. Davalı işverence davacının çalışmadığı 26 güne ilişkin peşin olarak ödenen ücretin kıdem ve ihbar tazminatından mahsup edilerek davacıya ödendiği görülmüş ise de bu durum davacının Ocak ayına ait 26 günlük ücretinin ödenmediği anlamına gelmeyecek, kıdem tazminatının eksik ödendiğini gösterecektir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da fark kıdem tazminatı hesaplandığından eksik ödenen kıdem tazminat tutarı bulunmamaktadır. Bu açıklamalar karşısında Ocak 2015 yılına ait ücret tam ve peşin olarak ödendiğinden ücret alacağının reddi bu değişik gerekçeyle doğru bulunmuştur ancak fesihten sonraki 4 aylık süre için hesaplanan boşta geçen süre ücreti içerisinde de çalışılmayan 26 günlük süre yer aldığından mükerrer ödemeye yer vermemek için çalışılmadan ödemesi yapılan miktarın boşta geçen süre ücretinden mahsup edilmesi gerekmektedir. Yine Ocak ayına ait ücret tam ve peşin olarak ödenmiş olduğundan ücret alacağının % 5 fazlalığının da anayasa mahkemesi kararı dayanak gösterilerek değil ödeme nedeni ile reddi gerekeceğinden davalı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.
Açıklanan yönler düşünülmeden hatalı değerlendirme ile hüküm tesisi bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.