Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15397 E. 2019/7671 K. 17.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15397
KARAR NO : 2019/7671
KARAR TARİHİ : 17.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın asıl davada bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.02.2016 tarihli ve 2014/14482 Esas, 2016/2164 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı yönetici, üzerinde kat mülkiyeti kurulu 12 ada 13 parsel sayılı taşınmaza üzerinde kat irtifakı kurulu komşu 21 parsel sayılı taşınmazdaki binanın taşkın olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine, yıkıma ve geriye dönük kademeli faizi ile birlikte 50.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiş; davalılardan … dava tarihinden önce 23.01.1997 tarihinde öldüğünden birleşen dava mirasçılar aleyhine açılmıştır.
Davalı ., … …t 21 parsel üzerindeki binanın 20 yıl önce yapıldığını belirtip davanın reddini savunmuş ve savunma yolu ile iyiniyetli olduklarını belirtip temliken tescil isteğinde bulunmuş; birleşen davada davalı … davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, Sibel, Güzin, Aykut Hakan ve … ile birleşen davada davalı … cevap vermemiştir.
Mahkemece, 12 parsel sayılı taşınmaza komşu 21 parselden 32,07 m2 taşkınlığın ve 13,02 m2 tecavüzün keşfen saptandığı gerekçesi ile elatmanın önlenmesine ve taşkın kısmın yıkımına; dava tarihi olan 26.08.2009 tarihinden geriye dönük 5 yıllık hesaplanan bilirkişi raporuna atfen 7.758,00 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline dair verilen karar Yargıtay 1.Hukuk Dairesince ” … 4721 sayılı TMK.nin 725. maddesinden kaynaklanan temliken tescil istekleri, ayrı bir davaya konu yapılabileceği gibi savunma yoluyla da istenebilir. Ne var ki; davalı taraf savunma yolu ile temliken tescil talep ettiği halde, mahkemece davalının bu talebi değerlendirilmemiş ve bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Hâl böyle olunca, davalının savunma yolu ile getirdiği temliken tescil isteği değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinden bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan sonuca gidilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de; her yıl için belirlenen ecrimisil bedeline, o yılın dönem sonundan itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde faiz başlangıç tarihini belirtmeksizin ecrimisilin tamamına kademeli faiz yürütülmesi de isabetsizdir … ” gerekçesiyle bozulmuş, davacı vekilince kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin ecrimisille ilgili faizin başlangıç tarihine yönelik yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
2. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine yönelik karar düzeltme isteğine gelince;
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının yöneticisi olduğu ifraz suretiyle oluşan üzerinde kat mülkiyeti kurulu 12 ada 13 parsel sayılı taşınmaza komşu davalılara ait üzerinde kat irtifakı kurulu 21 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının 32,07 m²’lik bölümünün taşkın olduğu gibi 13 parsel sayılı taşınmazın 13,02 m²’lik bölümünün de 21 parselin sınırlarına dahil edilmek suretiyle kullanıldığı, taşkın olan ve yıkımı istenen 32,07 m²’lik kısımda davalı parsele sonradan inşa edilen ve ana binanın dışındaki alt katı kapalı garaj ve üç katlı yapının bulunduğu anlaşılmaktadır.
İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 09.10.2012 tarihli cevabından davaya konu yapının kaçak olduğu ve imar mevzuatına aykırı bu tür yapılar için ifraz – tevhid işlemlerinin yapılamayacağı belirtildikten sonra 26.07.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre de tecavüzlü yapının yıkımı halinde ekonomik ve statik bakımdan fahiş bir zarar doğurmayacağı da belirtilmiştir.
Hâl böyle olunca; Mahkemece verilen elatmanın önlenmesi ve yıkım kararı isabetli görüldüğünden Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 24.02.2016 tarihli ve 2014/14482 Esas, 2016/2164 Karar sayılı bozma ilamının elatmanın önlenmesi ve yıkıma ilişkin kısmının maddi hataya dayalı olduğu bu sefer yapılan incelemede anlaşıldığından, davacı vekilinin elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine yönelik karar düzeltme isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin ecrimisille ilgili faizin başlangıç tarihine yönelik karar düzeltme isteği yerinde görülmediğinden REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine yönelik karar düzeltme talebi yerinden görüldüğünden kabulüyle, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 24.02.2016 tarihli ve 2014/14482 Esas, 2016/2164 Karar sayılı bozma ilamının elatmanın önlenmesi ve yıkıma ilişkin kısmının ORTADAN KALDIRILMASINA, elatmanın önlenmesi ve yıkım hakkında verilen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca ONANMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 17/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.