Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3633 E. 2019/5025 K. 14.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3633
KARAR NO : 2019/5025
KARAR TARİHİ : 14.05.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, bir kısım hissedarlar yönünden kayyım olarak atandığı 115 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan iki adet bölümün davalı tarafından işyeri olarak kullanıldığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı kötüniyetli olmadığını, son 5, 6 yıldır taşınmazı kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davalının elatmasının önlenmesine ve 17.226 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı kayyımın, 10.11.2011 tarihli dava dilekçesi ile davalının elatmasının önlenmesi ile 16.815 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, davanın başlangıçta harçlandırılmadığı, 20.06.2014 tarihli bilirkişi raporu uyarınca 17.226 TL ecrimisil belirlenmesi üzerine davacı tarafça 8 TL ıslah harcı yatırıldığı ve bu suretle davanın sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.

Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
2. Kabule göre de; davalı tarafça, davacı ile yargılama aşamasında anlaştıklarını, aralarında kira sözleşmesinin düzenlendiğini ve bir kısım ecrimisil bedellerinin ödendiğine dair 03.09.2014 tarihli taahhütname, 01.10.2014 başlangıç tarihli taraflar arasında düzenlenmiş kira sözleşmesi ve 29.08.2014 tarihli ödeme dekontu sunulmuştur. Anılan belgeler de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.