YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/864
KARAR NO : 2020/3581
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirketler arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında davalı tarafından çalıştırılan dava dışı işçinin/işçilerinin müvekkili aleyhine açtığı işçilik alacakları ile ilgili davanın işçi lehine sonuçlandığını ve bu kapsamda müvekkili tarafından dava dışı işçiye icra takibi sonucunda ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeden sözleşme hükümlerine göre davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından ödenen bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Müflis … A.Ş vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Müflis … A.Ş vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalılar ile yapılan sözleşme kapsamında SGK kayıtlarına göre davalılar bünyesinde çalışan işçiye yapılan ödemeyi aralarında imzalanan sözleşme hükümlerine göre davalılardan talep edebileceği gerekçesiyle davalıların sorumluluklarını belirleyen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili, davalı Müflis …. San. Ve Tic. A.Ş. vekili, davalı Müflis …A.Ş vekili, davalı … Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında, 2015 yılı için 2.080,00 TL’dir. Davacı vekilince temyize konu yapılan kabul edilen kısım yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarına gelince:
Dava, hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat talebine ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri uyarınca hizmet veren yüklenici kendi işçisi ile taahhüt ettiği edimi yerine getirmiş olduğundan yüklenici işçisine işveren tarafından ödenen bedelin yükleniciden tahsili sözleşme ilişkisi kapsamında mümkündür.
Somut olayda dava dışı işçinin işveren aleyhine açtığı asıl ve birleşen davalarda yüklenicilerle işveren arasında muvazaa yapıldığı işçilik hakları ödenen işçinin başından beri davacı işçisi olduğu hususunda karar verilmiş, verilen kararlar Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmiştir.
Bu durumda işveren ile yüklenici arasında hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştığı ancak bu ilişkinin muvazaalı olduğu ve işçilik hakları ödenen işçinin davacı işçisi olduğu kesin hale geldiği davacının ödenen bedeli davalılardan tahsil etmesi “hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağı” ilkesine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davalılar lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın ilgililere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.