Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/16399 E. 2012/25053 K. 07.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16399
KARAR NO : 2012/25053
KARAR TARİHİ : 07.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile doğrudan bir alışveriş veya ticari ilişkisi olmadığını, 24/12/2009 tarihinde dava dışı…ile bir araya gelip protokol tarihine kadar tarafların ticari konularda anlaşma sağladıklarını…’in bu ticari ilişkiden dolayı 400.000,00 TL borcunun kaldığının kabul edildiğini, ayrıca protokolün 4.fıkrasında kalan bu 400.000,00 TL’lik alacağın ödenmesi konusunda tarafların kendi aralarında anlaşacakları hususunun belirtildiğini,Murat Pasin’in borçlarının bir kısmının aynı zamanda gayrı resmi ortak olan davalı tarafından üstlenildiğini, davalıdan karşılığı malen yazılan ve bizzat kendi eliyle yazılan 12/07/2010 vade tarihli 400.000,00 TL meblağlı bir adet bono alındığını, borçlu davalı aleyhine … 4.İcra Müdürlüğü’nün 2010/11481 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini, ancak kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, sözkonusu belgenin teminat amaçlı verildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, keşide yeri olmayan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı, davacının temel ilişkiyi ispat etmek için de herhangi bir delil ibraz etmediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan alacaklı olduğunu belirterek 409.819,18 TL üzerinden ilamsız takip başlatmış, takip
dayanağı olarak da 10.06.2010 tanzim, 12.07.2010 vade tarihli senede dayanmıştır. Davalı ise cevabında, davacı ile arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, sözkonusu belgenin teminat amaçlı verildiğini belirtmek suretiyle senetteki imzasını kabul etmekle beraber borçlu olmadığını savunmuştur. Takip konusu senet, keşide yeri olmadığından kambiyo senedi niteliğinde değilse de, senetteki imza davalı borçlu tarafından inkar edilmediğinden, davalının davacıya 400.000.00 TL borçlu olduğunu gösteren “adi senet” niteliğindedir. Bu itibarla davacı tarafından söz konusu alacağın tahsili için başlatılan ve takibe vaki itiraz üzerine de “itirazın iptali” istemiyle açılan bu davada da ispat yuku davacı alacaklıya değil, davalı borçluya aittir. Başka bir ifadeyle davalı, takip konusu borç ikrarını içeren adi senedin teminat olarak verildiğini ispat etmekle yükümlüdür.Yargılama sırasında davalı sözkonusu senedin teminat senedi olarak verildiğini yasal delillerle ispat edememiştir. O halde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davalı yemin deliline de dayanmaktadır. Bu durumda, davalının savunmasına ilişkin olarak davacı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 7.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.