Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/18055 E. 2021/2123 K. 27.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18055
KARAR NO : 2021/2123
KARAR TARİHİ : 27.01.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, silahla tehdit, basit tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyada mevcut temyiz dilekçelerinin incelenmesinde; katılan sanık … müdafiin sadece “sanık sıfatı” ile katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettiği, katılan sanık … müdafiin ise kurulan hükümlerin tamamını “katılan sanık” sıfatı ile temyiz ettiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında katılan …’e karşı silahla tehdit suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olduğu, temyiz dilekçesinin içeriğine göre sanık müdafiin bu hükme ilişkin itirazının bulunmadığı, katılan vekilinin itirazı üzerine ise itiraz mercii tarafından inceleme yapıldığı ve itirazın reddi üzerine kesinleştiği anlaşılmakla, temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında katılan …’e karşı basit tehdit suçundan kurulan beraat hükmü ile katılan sanıklar Mustafa ve Fatih hakkında karşılıklı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere yönelik katılan sanık … müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanık … müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nin 324/1. ve 325/1. maddeleri uyarınca, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasına “Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.800 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana ödenmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4) Sanık … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında silahla basit yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri gereğince kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama sonucunda TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilerek sanığın sadece TCK’nin 86/2. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, sanığın üzerine atılı suçun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince sanık ve katılan arasında uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Sanığın adli sicil kaydına konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinin dolduğu, yargılamaya konu suçun denetim süresi içerisinde işlenmediği anlaşılmakla, CMK’nin 231. maddesindeki diğer koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca “sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması” nedeniyle şartları oluşmadığından bahisle yasal olmayan gerekçe ile CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) Sanık hakkında hükmedilen “1 ay 20 gün” hapis cezasının ertelenmesine ilişkin H-8 numaralı hüküm fıkrasında, ertelenen ceza miktarının “1 ay 20 gün” yerine “5 ay” şeklinde hatalı gösterilmesi,
d) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesi gereğince, aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağı da dikkate alındığında, sanık hakkında hüküm kurulurken, hükmün H-5 fıkrasında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildikten sonra, hükmün H-8 fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle hüküm fıkraları arasında çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.