YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2619
KARAR NO : 2021/1075
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarih ve 2015/821 E- 2018/181 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.03.2019 tarih ve 2018/847 E- 2019/421 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesini davalı vekili tarafından duruşmalı, katılma yoluyla davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Bista Dış Ticaret Limited Şirketi’ndeki hisselerinin tamamını, davalıya 07.10.2009’da devrettiğini, hisse devri karşılığı olarak davacıya 900.000 USD’yi 5 yıl içerisinde (Ekim 2014) değişik tarihlerde ve tutarlarda dolar bazında ödeme yapılacağının taahhüt edildiğini, alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında ilamsız icra takibine başlandığını, davalının borca itiraz ettiğini, davalının icra takibine yapılan itirazında taahhütnamenin kendisinden baskıyla alındığını öne sürdüğünü, ancak bir yıllık hak düşürücü süre içinde hukuk davası açılmadığını, ayrıca davalı tarafından C.Başsavcılığına herhangi bir şikayette bulunulmadığını ileri sürerek davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının hisselerini 11.11.2008 tarih ve 37032 yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile noterde devrettiğini ve karşılığını da haricen aldığını, müvekkilinin hisse devrine ilişkin davacıya borcunun bulunmadığını, hisse devrinin gerçekleştiği 11.11.2008 tarihinde Bistra Dış Tic. Ltd. Şti. borca batık olduğundan, 07.10.2009 tarihli protokolün ise resmi şekilde yapılmadığını, söz konusu protokolün kendisinden baskı ile alındığını, müvekkilinin temerrütünün gerçekleşmediğinden takip öncesine ilişkin faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davacının hissesini 11.11.2008 tarihli satış ve hisse devir sözleşmesi ile 800.000.- TL bedel ile davalıya devir ettiği, 07.10.2009 tarihli taahhütname ile de davalının hisseler karşılığında 900.000 USD ödeme taahhüdünde bulunduğu, adi yazılı belgede 2008 tarihli sözleşmeye atıf bulunduğu, davalı tarafça imzasının da inkar edilmediği gibi bu kapsamda kısmi ödemelerde dahi bulunduğu, bu belge ile bedelde muvazaanın ispat edildiği, davacının 900.000 USD alacaklı olduğu bu miktardan USD kuru 2.2393 alınarak ödenen 100.000.- TL’nin karşılığı 44.224 USD’nin mahsubu ile artan 855.776,00 USD’nin icra takip dosyasında istenebileceği gerekçesiyle 855.776,00 USD asıl alacak üzerinden itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmede gecikme tazminatının ödenmesine yönelik kesin vade bulunmadığı gibi icra takibinden önce davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığından davacının takip öncesi dönem için faiz talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun (vekalet ücreti yönünden) kabulü ile tashih kararının kaldırılmasına, istinafa konu kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına, 855.776,00 USD asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa 4/a bendi uyarınca faiziyle tahsili için takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili, katılma yoluyla da davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekili, katılma yoluyla da davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden katılma yoluyla davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 98.134,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.