Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/9906 E. 2021/607 K. 28.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9906
KARAR NO : 2021/607
KARAR TARİHİ : 28.01.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava konusu taşınmazları davalıların kullandığını ve müvekkillerinin kullanımına imkan vermediklerini, daha önce müvekkilince açılan ecrimisil davasının kabul edilerek kesinleştiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile geriye doğru 5 yıl için 8.911 TL ecrimisilin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Her ne kadar mahkemece davalılardan Ünzile’nin talep edilen dönemde 4 parseli kullandığından bahisle davanın kısmen kabulü ile 4.145,40 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin davanın ispatı için yeterli olduğu söylenemez. Davacı tarafın keşif ve tanık deliline dayanmış olmasına göre; davacıya tanıklarını bildirmesi için usulüne uygun şekilde süre ve imkan tanınmalı, sonrasında tanıkları dinlenmek suretiyle davalının talep edilen döneme göre dava konusu taşınmazı kullanıp kullanmadığının, kullanıyorsa ne şekilde kullandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, davalının ecrimisil talep edilen dönemde fuzuli şagil olup olmadığı belirlenmeksizin, 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
2. Dosya arasında bulunan 10.12.2012 tarihli ziraat bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya gelince, Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir.
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Tarım İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, Hal Müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan 10.12.2012 tarihli ziraat bilirkişi raporunda mahalli bilirkişi beyanına göre mısır ekildiği dikkate alınarak buna göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, bu raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, Mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalının yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.