Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6198 E. 2020/17370 K. 26.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6198
KARAR NO : 2020/17370
KARAR TARİHİ : 26.11.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın daha önce mağdurun yanında çalıştığı, tarafların bu nedenle tanıştıkları, sanığın, olay tarihinden bir gün önce mağdurdan motorsikletini ödünç istediği ancak mağdurun vermediği, mağdurun, olay tarihinden bir gün önce sanığın cep telefonuna, mağdurun hazırlık aşamasındaki 06/10/2015 tarihli ifade tutanağı ile tespit edilen hakaret ve tehdit içerikli mesajları gönderdiği, bunun üzerine sanığın, mağdura ait işyerine gittiği, hiçbir şey söylemeden elindeki bıçakla mağduru boynunun sol tarafından, Adli Tıp Kurumu İzmir Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 16/10/2015 tarihli raporda belirtildiği üzere “basit tıbbi müdahale ile giderilemez” şekilde yaraladığı, bunun üzerine mağdurun dışarı kaçtığı, sanığın da mağdurun arkasından giderek mağduru yere düşürdüğü ve bu kez mağduru bıçakla sırt bölgesinden, Adli Tıp Kurumu İzmir Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 16/10/2015 tarihli raporda belirtildiği üzere “toraksa nafiz ve hayati tehlikeye neden olur” şekilde yaraladığı, mağdurun yerden kalkıp taksiye binerek olay yerinden kaçtığı olayda, kullanılan aracın elverişliliği, darbe sayısı, şiddeti ve hedef alınan vücut bölgeleri dikkate alındığında, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının kasten öldürmeye yönelik olduğu ve bu nedenle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği düşünülmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “kasten yaralama” suçundan hüküm tesisi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Sanığın, boyun bölgesinden bıçakla basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde ve göğüs bölgesinden hayati tehlike meydana gelecek şekilde mağduru yaraladığı olayda, 5237 sayılı TCK’nin 61. madesinde belirtilen, yaralanmaların niteliği, darbe sayısı, suçun işleniş şekli ve yeri, kastının yoğunluğu gibi cezanın bireyselleştirilmesinde temel alınması gerekli ölçütler ile TCK’nin 3. maddesinde belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek, TCK’nin 86/1. maddesi gereği temel cezanın tayini sırasında alt sınırdan makul bir oranda uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini,
3) Sanık lehine haksız tahrik oluşturan eylemin, mağdur tarafından sanığın cep telefonuna gönderilen hakaret ve tehdit sözcüklerinden ibaret olması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek, TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari oranda (1/4) indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde (2/3) oranında indirim uygulamak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
4) Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.