Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/16435 E. 2021/1384 K. 19.01.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/16435
KARAR NO : 2021/1384
KARAR TARİHİ : 19.01.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, düşme

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet ile sanık … hakkında kurulan düşme hükümlerine ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Dosya kapsamı ve oluşa göre, ilk saldırıyı gerçekleştirmek suretiyle ilk haksız hareketin sanıktan geldiğine ilişkin mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-d-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. Maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. Maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

b) Sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğu gerekçesi ile sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, sanığın tekerrüre esas mahkumiyetinin 5237 sayılı TCK’nin 191/1. maddesinde düzenlenen “kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” suçuna ilişkin bulunduğu ancak anılan hükmün kesinleşmesinden sonra 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ve 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 191. maddesinde yapılan değişiklikler üzerine 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı sorulup, uyarlama yapılmış ise uyarlama sonrası verilen ve kesinleşen hükmün tekerrüre esas olup olmadığı değerlendirilmesi, ayrıca sanığın adli sicil kaydında başka tekerrüre esas hüküm olup olmadığı tespit edilerek sonuçlarına göre, sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde
Dosya kapsamı ve oluşa göre, ilk saldırıyı gerçekleştirmek suretiyle ilk haksız hareketin sanıktan geldiğine ilişkin mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Mağdurun kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (3. derece) etkileyecek nitelikte olduğunun kabul edilmesi, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi ve adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
b) Mağdur hakkında İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 23.06.2014 tarihli raporda “sol alın bölgesinde 3 cm’lik oblik kesi” şeklinde tespitte bulunulmasına rağmen mağdur hakkında sabit iz yönünden rapor aldırılmadığı ve bu haliyle müştekinin yaralanması hakkında düzenlenen raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, mağdurun tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevkinin yapılarak, TCK.’nin 86 ve 87. maddeleri kapsamında kati rapor alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

c) Sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğu gerekçesi ile sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, sanığın tekerrüre esas mahkumiyetinin 5237 sayılı TCK’nin 191/1. maddesinde düzenlenen “kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” suçuna ilişkin bulunduğu ancak anılan hükmün kesinleşmesinden sonra 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ve 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 191. maddesinde yapılan değişiklikler üzerine 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı sorulup, uyarlama yapılmış ise uyarlama sonrası verilen ve kesinleşen hükmün tekerrüre esas olup olmadığı değerlendirilmesi, ayrıca sanığın adli sicil kaydında başka tekerrüre esas hüküm olup olmadığı tespit edilerek sonuçlarına göre, sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 19.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.