YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12947
KARAR NO : 2012/11472
KARAR TARİHİ : 30.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi ve yıkım
Hazine ile … aralarındaki elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne dair Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.10.2010 gün ve 17/453 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, davalı …’ın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yere müdahalede bulunduğunu, yapılan denetim sonucu tespit edildiğini, taşınmaz üzerinde taş bina önünde kaldırım ve 30 m2 beton zemin bulunduğunu, dolgu yapıldığını açıklayarak davalı tarafından kıyı niteliğindeki alana yapılan müdahalenin önlenmesine ve üzerindeki muhtesatların yıktırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin evrakın ikmal edilmeden mahkemesine iade edildiği, PTT Genel Müdürlüğü Sarıyer Posta Dağıtım Merkezi Müdürlüğünün 11.09.2012 tarih ve 1800 sayılı karşılık yazılarından anlaşılmıştır. Davalı vekili temyiz dilekçesinde vekil edeninin davadan haberi olmadığını, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebliğatı almadığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca hükmün tebliği üzerine vekil edeninin davadan haberdar olduğunu bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığını açıklayarak hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafından krokide belirtilen 33,30 m2’lik beton dolgu ve teras yapmak suretiyle davalı tarafından bu şekilde yapılan müdahalenin önlenmesine, muhtesatların yıktırılmasına karar verilmesi üzerine; az önce açıklandığı biçimde hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 683. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gereken müdahalenin önlenmesi ve muhtesatın yıktırılması isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazıl gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davada taraf teşkilinin yöntemine uygun bir biçimde sağlanmadığı ve savunma hakkının kısıtlandığı dosya kapsamı ile sabittir. Mülga HUMK.nun 73. maddesinde; “ kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez” açıklamasına yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi, yöntemine uygun bir biçimde taraflar mahkeme önünde hazır bulundurulmadıkça mahkemece esastan hüküm kurulması olanağı bulunmamaktadır. HMK.nun 27. maddesinde de aynı konuya vurgu yapılmaktadır. Anılan 27. maddesinde yer alan , “… hukuki dinlenilme hakkı..” kavramı aynı zamanda davada taraf teşkilini de içermekte ve adil yargılamaya vurgu yapılmaktadır. Anayasanın 36. maddesinde de; “Herkes, meşru vasıta ve yollarla faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir”, amir hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan Kanun ve Anayasa hükümleri göz ardı edilerek davada taraf teşkili sağlanmadan davalı tarafın savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Şu halde, iddia ve savunma doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 148,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 30.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.