Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1538 E. 2021/1122 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1538
KARAR NO : 2021/1122
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.05.2019 tarih ve 2016/1052-2019/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi gereği müvekkilinin 09/11/2005 tarihinden 26/11/2010 tarihine kadar hizmet verdiğini, her yıl cirosunu ve portföyünü artırarak davalıya önemli menfaatler kazandırdığını ancak, davalının 26/11/2010 tarihli ihbarname ile sözleşmeyi haksız bir şekilde tek taraflı olarak feshettiğini ve müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, sözleşmenin feshi haksız olduğu için kusursuz acentenin kendi döneminde akdetmiş olduğu ve devam eden sigorta sözleşmelerinden dolayı prim komisyon alacağına, dolayısıyla portföy tazminatı ile 5684 sayılı Kanun’un 23/15 ve 16. maddelerinde belirtilen alacak ve tazminatlara hak kazandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL’nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının fesih nedeniyle denkleştirme tazminatı istemesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, acentelik sözleşmesinin davacının kusuru ile feshedilmiş olup, müvekkilinin fesihte haklı olduğunu zira, davacının tahsil ettiği primleri zamanında müvekkiline intikal ettirmediğini, müvekkiline 226.515,80 TL borcu olduğunu ayrıca, gerekli özeni göstermeyerek müvekkilinin zararına yol açacak akitlerin imzalanmasına aracılık ettiğini, denkleştirme tazminatı için gerekli olan şirketin fesihten sonra da önemli menfaatler elde etmesi ile hakkaniyet şartlarının bulunmadığını, sözleşmenin 20. maddesi uyarınca da davacının herhangi bir talepte bulanamayacağını, taleplerinin haksız ve fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 30/04/2015 tarih 2014/563-2015/381 sayılı kararın temyiz edilmesi sonrasında, Dairemiz’in 27/04/2016 tarih 2015/15206-2016/4748 sayılı kararıyla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre, davacının tahsil ettiği ve vadesi gelmiş ödenmemiş prim borcu bulunduğu, bunun taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesine aykırı olduğu, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte bulunduğu 28/10/2005-17/12/2010 tarihleri arasında HDİ Sigorta A.Ş’nin acenteliğini aldığı, bu hususun açıkça sözleşmenin 3. maddesine aykırı olduğu, 2015-2010 yılları arası hasar/prim oranlamasında hasar oranının ağılıkta bulunduğu, tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının fesih yetkisini kullanmasında açıkça hak ihlali olmadığı, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve iyiniyet kurallarına göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunduğu, haklı fesih olgusuna dayalı fesihte, davacı acentenin zararının talep etmesinde yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.