YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3426
KARAR NO : 2021/1070
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.04.2009 gün ve 2008/58 – 2009/110 sayılı kararı onayan daire’nin 13.05.2019 gün ve 2018/2036-2019/3682 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili Şirketin FORM ibareli birçok tanınmış marka ve endüstriyet tasarım tescilinin bulunduğunu, “Form” ibaresi taşıyan markaların ilk kez müvekkili Şirket tarafından 1991 tarihinde kullanıldığını, FORM markasının bir çok davada tanınmış marka olarak da kabul edildiğini, davalı şirketin 2006/23477 no’lu “FORMOSO” ibareli başvurusunun, müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup bu benzerlik ve müvekkili markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi anlamında tanınmış bir marka olması nedeniyle başvurunun tüm sınıflar yönünden reddedilmesi gerekmesine rağmen yapılan itirazın TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, davalı başvurusunun müvekkilinin tanınmış markalarından haksız yararlanmak amacıyla oluşturulup, markaların itibarına ve ayırt ediciliklerine zarar vereceğini ileri sürerek davalı TPMK YİDK kararının iptaline, markanın tescili halinde sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, dava konusu marka başvurusu ile davacı Şirket markalarının iltibasa neden olabilecek düzeyde benzer olmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı marka başvurusunun kapsamındaki mallar ile davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğu, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 8/1.b maddesi anlamında iltibasın söz konusu olamayacağı, davalı markasının tescili halinde, davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama veya onun tanınmışlığına ya da itibarına zarar verme sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 10.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.