YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/306
KARAR NO : 2021/5033
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık … müdafiinin temyiz isteminin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan sanıklar … ve … müdafiinin temyiz isteminin ise, müvekkilleri haklarında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ile diğer sanıklar tarafından müvekkilerine karşı işlenen suçlardan kurulan hükümlerin tamamına yönelik olduğu anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde;
1)Sanık …’in, katılan …’u kasten yaralama, sanık …’in, müştekiler … ve …’ı kasten yaralama ve hakaret, sanık …’in, müştekiler … ve …’i kasten yaralama, sanık …’nun, katılan …’u kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı Kararı ve 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların itirazı kabil kararlardan olup, temyizi mümkün bulunmadığından dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2)Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının bulunmadığı da gözetildiğinde, Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 karar tarihli, 19.06.2014 tarihinde kesinleşen, 2013/959 Esas – 2014/174 Karar sayılı ilamının yargılamaya konu suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında kurulan mahkumiyet kararlarında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması,
b)28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkındaki hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3)Sanık …’in, müştekiler … ve …’i tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a)Oluşa, tüm dosya içeriği ve kabule göre, karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın da adli muayene raporuna göre yaralandığının tespit edilmiş olmasına, olayın başlangıcına ilişkin taraflar arasında birbirinden farklı beyanlar bulunmasına ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
b)Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının bulunmadığı da gözetildiğinde, Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 karar tarihli, 19.06.2014 tarihinde kesinleşen, 2013/959 Esas – 2014/174 Karar sayılı ilamının yargılamaya konu suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında kurulan mahkumiyet kararında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması,
c)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafi ve katılan … ve … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
4)Sanık …’in, katılan …’u kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, katılanın adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (5.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/4) oranında artırım yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
b)Oluşa, tüm dosya içeriği ve kabule göre, karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın da adli muayene raporuna göre yaralandığının tespit edilmiş olmasına, olayın başlangıcına ilişkin taraflar arasında birbirinden farklı beyanlar bulunmasına ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
c)Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının bulunmadığı da gözetildiğinde, Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 karar tarihli, 19.06.2014 tarihinde kesinleşen, 2013/959 Esas – 2014/174 Karar sayılı ilamının yargılamaya konu suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında kurulan mahkumiyet kararında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması,
d)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5)Sanık …’in, katılan …’u kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Oluşa, tüm dosya içeriği ve kabule göre, karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın da adli muayene raporuna göre yaralandığının tespit edilmiş olmasına, olayın başlangıcına ilişkin taraflar arasında birbirinden farklı beyanlar bulunmasına ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
b)Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının bulunmadığı da gözetildiğinde, Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03.04.2014 karar tarihli, 19.06.2014 tarihinde kesinleşen, 2013/959 Esas – 2014/174 Karar sayılı ilamının yargılamaya konu suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında kurulan mahkumiyet kararında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması,
c)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
6)Sanık …’in, katılanlar … ve …’u kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 gün 842-100;10.04.2012 gün 479-145 ve 08.05.2012 gün 449-186 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; katılanlar tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde sanık tarafından herhangi bir çaba sarfedilmediği, katılanların şikayetçi olduğunu belirttiği ve zararının giderilmesi konusunda dosyaya yansıyan herhangi girişimde de bulunulmadığı dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için gerekli olan objektif koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca mahkemenin uygulamasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamenin bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Oluşa, tüm dosya içeriği ve kabule göre, karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın da adli muayene raporuna göre yaralandığının tespit edilmiş olmasına, olayın başlangıcına ilişkin taraflar arasında birbirinden farklı beyanlar bulunmasına ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
b)Kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesine aykırı olarak 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.