YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6832
KARAR NO : 2021/5364
KARAR TARİHİ : 29.03.2021
Kasten yaralama suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.10.2020 tarihli ve 2020/9029 soruşturma, 2020/2076 esas, 2020/1514 sayılı iddianamenin iadesine dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli ve 2020/369 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2020 tarihli ve 2020/950 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14.01.2021 tarihli ve 2020/19975 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2021 tarihli ve 2021/14186 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Her ne kadar anılan Mahkemenin 28.10.2020 tarihli kararı ile suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının denetlenebilmesi adına mağdur beyanının alınması gerektiği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına aittir. Bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, soruşturmaya konu somut olayda, şüphelinin öz kızı olan 30.12.2015 doğumlu …’yi darp ettiği iddiası ile annesi …’nin şikayetçi olması üzerine taraf, tanık beyanlarının ve mağdurun doktor raporunun alınmasını müteakip iddianame düzenlendiği, 4 yaşındaki mağdurun beyanının alınmamasının iddianamenin iadesi sebebi olamayacağı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
… 1. Asliye Ceza Mahkemesince, mağdurun beyanı alınmadan dava açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği ve CMK’nin 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceği düzenlenmiştir. CMK’nin 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına aittir. Bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Suç tarihinde mağdurun 4 yaşında olduğu, soruşturma kapsamında mağdurun annesinin beyanının alındığı, adli raporunun düzenlendiği ve iddianamenin iadesi sebepleri arasında müstakilen mağdurun beyanının alınmamış olmasının sayılmadığı da gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2020 tarihli ve 2020/950 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.