Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/10566 E. 2020/2835 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10566
KARAR NO : 2020/2835
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti/ Olmazsa Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin babası …’in 2008 yılında vefat ettiğini, dava konusu 8236 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı evin babası tarafından vasiyetname ile vekil edeninin annesi …’e bağışlandığını, bahsi geçen vasiyetnamenin Eşme Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 13.08.2008 tarihli ilamı ile kesinleştiğini, vekil edeninin, o dönemde acısının taze olması nedeniyle vasiyetnameye itiraz edemediğini, … tarafından İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/25 Esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin tenfizi için dava açıldığını, bu davada vekil edeninin vasiyetnameye itiraz ettiğini ve mahkeme tarafından kendisine dava açması için süre verildiğini, dava konusu binanın iki katlı olduğunu, binanın yapımına 1986 yılında tüm aile fertleri tarafından başladığını, daha sonra vekil edeninin ikinci katın yapımına başladığını, birinci katın yapımında %20 ikinci katın yapımında %80 katkısının olduğunu açıklayarak, 1. katın %20’sinin ikinci katın %80’nin vekil edenine aidiyetinin tespitine, mümkün olmaması halinde bedelin davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … vekili, vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesinde okunduğunu, hazır bulunan davacının vasiyete bir itirazının olmadığını, vasiyetnamenin iptalinin istenilmesinin kesin hüküm nedeniyle mümkün olmadığını, davacının hak sahibi olduğunu öğrendiği 2008 yılından itibaren bir yıl içinde vasiyetnamenin iptali için dava açması gerektiğini, davacının binanın yapımına herhangi bir katkısı bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; 8236 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın zemin üstü 1. Katının % 50’sinin davacı tarafından yapıldığının ve mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, fazla isteğin reddine, tescil ve ödeme isteği yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muhdesatın tespiti isteğine yöneliktir.
Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Davada taraflar, az yukarıda açıklanan ve hukuki yarar olarak nitelenen nedenlerden hiçbirisine dayanmamıştır.
Ayrıca; Mahkemenin de kabulünde olduğu ve yargılama sırasında dinlenen tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere, davaya konu binanın muris tarafından yapıldığı, davacı tarafından ise söz konusu yapıya iyileştirme giderleri yapıldığı anlaşılmaktadır.
Taşınmaz üzerine daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerden olup muhdesat tespiti isteğine konu edilemez.
Hal böyle olunca, davada taraflar, az yukarıda açıklanan ve hukuki yarar olarak nitelenen nedenlerden hiçbirisine dayanmadığına ve davacı tarafından yapıldığı açıklanan iş kalemleri bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmadığına göre, Mahkemece muhdesat tespiti isteğinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalılardan … ve … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 02.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.