YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3926
KARAR NO : 2019/8273
KARAR TARİHİ : 30.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalı ile … İli, … İlçesi, 570 parsel sayılı taşınmaz üzerinde üç kat normal bir de çatı katı olmak üzere 4 katlı olan, birlikte inşaa ettikleri binada, … katının tek iş yeri olduğunu, 1. katta ise 2 dükkanları olduğunu, bodrumdaki işyeriyle 1. kattaki işyerlerinden birinin uzunca zamandır davalı tarafından kiraya verildiğini, kira paralarını da tahsil ettiğini, yarı oranında ortak olduklarını, … kattaki işyerinin kiracı tarafından depo olarak kullanıldığını, davalının aylık 500 TL kira aldığını ayrıca 1. kattaki işyerini de mobilyacıya kiraya verdiğini, buradan da aylık tahmini 500 TL kira aldığını açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL alacağın davalıdan tahsili ile dava tarihinden itibaren faize karar verilmesini talep etmiş, 24.03.2015 tarihinde talebini 17.675.88 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 17.675,88 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava, paydaşlar arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı).
Somut olaya gelince; davaya konu 570 parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmazın, 24/2400 hissesinin davacı, 24/2400 hissesinin davalı adına satış yoluyla tescil edildiği, mahkemece, 09/03/2015 tarihli raporda, dava konusu hisseli arsa içindeki hisseli bina, Mahallen Şerit Sok. No:23 adresinde ve … kat, zemin kat 1. ve 2. kattan(çatı katı görünümlü natamam) oluştuğu, … katın depo olarak kullanıldığı ve kilitli olduğu, anahtarının davalı tarafından temin edilip açıldığı, zemin katta 2 dükkan olup, birinin mobilya atölyesi olarak kullanıldığı, ancak keşif sırasında ticari faaliyet olmayıp boş olduğu, diğer zemin kattaki dükkanın ise keşif anında boş olup, … kattaki dükkanın ise depo olarak kullanıldığı, 09/01/2008-08/01/2013 tarihleri arası, davacı ve davalının müşterek inşa ettikleri binanın 1 deposu ve 1 zemin kattaki dükkan için dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık davacının hissesine düşen ecrimisilin 17.765,88 TL olduğunun bildirildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı ve davalı tarafın dava ve cevap dilekçelerinde tanık deliline dayandığı, davacı tarafın 08.03.2013 tarihli cevaba cevap dilekçesiyle, davalı tarafın da ön inceleme duruşması öncesi dosyaya sunduğu 20.05.2013 havale tarihli dilekçesiyle dinlenmesini istedikleri tanıklarını bildirdikleri fakat mahkemece bildirilen tanıklar usulüne uygun dinlenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, tarafların tanıkları usulüne uygun davet edilip, dinlendikten sonra oluşacak sonuca göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.