YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6825
KARAR NO : 2021/4693
KARAR TARİHİ : 22.03.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetime tâbi tutulmasına dair Selim Sulh Ceza Mahkemesinin 31.12.2013 tarihli ve 2013/118 Esas, 2013/231 Karar sayılı kararının 24.03.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip; sanığın denetim süresi içerisinde 06.11.2014 tarihinde kasıtlı olarak işlediği dolandırıcılık suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükümlerin açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Selim Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/152 Esas, 2017/26 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14.01.2021 tarihli ve 2020/18239 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2021 tarihli ve 2021/14774 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasına neden olan Kağızman Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/121 Esas, 2016/121 sayılı kararına konu suçun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1. maddesinde düzenlenmiş olan dolandırıcılık suçu olması, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma kapsamına alınmış olması gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre, sanığın hukukî durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, dolandırıcılık suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkûm olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Kağızman Asliye Ceza Mahkemesinin
11.04.2018 tarih ve 2017/526 Esas, 2018/175 Karar sayılı ilamının 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen “dolandırıcılık” suçuna ilişkin olduğu, denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan söz konusu suçun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın denetim süresi içinde başkaca kasıtlı suçtan mahkum olup olmadığının da tespiti ile sonucuna göre açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Selim Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/152 Esas, 2017/26 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.