YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17880
KARAR NO : 2020/13718
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 1998 Ekim ayından 28/05/2015 tarihine kadar aralıksız şekilde davalı işyerinde çalıştığını, 2012/Ekim ayında Liman-İş sendikasına üye olduğunu ve işyerinde uygulanan TİS’den faydalandığını, tüm çalışma süresince gemi adamı göreviyle Deniz İş Kanununa tabi olarak brüt ücret esasına göre çalıştığını, 01/01/2008-02/05/2010 tarihleri dışında 01/10/2014 tarihine kadar olan tüm çalışma süresince 24 saat çalışma 48 saat dinlenme esasına göre çalıştığını, 01/03/2014 tarihinden itibaren üç vardiyalı çalışma sistemine geçildiğini, 01/03/2014 tarihine kadar olan dönemde 24 saatlik çalışma süresi içerisinde işyerinden hiç ayrılmaksızın sürekli işverenin emir ve talimatı altında bulunarak çalışmasını sürdürdüğünü ileri sürerek, fazla çalışma, fazla saatlerle çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti farkı ve ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, talep edilen alacakların belirsiz alacak davasına konu yapılamayacağını, davacının 1998/Ekim-27/05/2015 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, emekli olarak işten ayrıldığını, şirkete sunduğu ibraname ve 27/05/2015 tarihli mutabakat beyanı dilekçelerinde dava alacağına ilişkin bir talebinin olmadığını, davacının fazla mesaisi olması halinde bordrolara yansıtıldığını, bordrolardan belli olanın dışında fazla mesai iddiasını kabul etmediklerini, davacının 18/10/2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile sendika üyeliğine kabul edildiğini, bu tarihten öncesi için TİS hükümlerinden faydalanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, favacının gemi adamı olarak çalıştığı, emsal dosyalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 24 saatlik çalışmada 8 saat ara dinlenme kullandığı, davacının fiili çalışmasının 16 saat, fazla sürelerde çalışmasının 8 saat olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık konusudur.
854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 26/1. maddesine göre “Genel bakımdan iş süresi, günde sekiz ve haftada kırk sekiz saattir. Bu süre haftanın iş günlerine eşit olarak bölünmek suretiyle uygulanır”. Kanunda 4857 sayılı İş Kanunu’ndan farklı olarak hem haftalık, hem de günlük çalışma süresi belirlenmiştir.
854 sayılı Kanun’un 26/2. maddesine göre “İş süresi, gemi adamının işbaşında çalıştığı ve vardiya tuttuğu süredir.” Gemi adamının gemide bulunduğu sürelerin tamamı çalışma süresi olarak kabul edilemez. Gemi adamının fiilen çalıştığı veya fiilen çalışmamakla birlikte gücünü işverenin emrinde bulundurduğu, iş verilmesi veya çıkması için beklediği süreler çalışma süresinden sayılmalıdır.
854 sayılı Kanun’un 28/1. maddesine göre ise “Bu kanuna göre tespit edilmiş bulunan iş sürelerinin aşılması suretiyle yapılan çalışmalar, fazla saatlerde çalışma sayılır”
Deniz İş Kanunu kapsamında çalışan gemi adamının, iş başında çalıştığı veya vardiya tuttuğu süreler, günlük sekiz veya haftalık kırksekiz saati aştığı takdirde fazla çalışma olarak kabul edilmelidir.
Gemi adamının ister seyir halinde olsun, ister limanda gemi içinde iken çalışmadan veya vardiya tutmadan geçirdiği süre fazla çalışma olarak değerlendirilemez. Gemi adamının haftalık esasa göre fazla çalışmasının tespit edilmesi için gemi adamının haftanın yedi günü çalışması gerekmektedir. Aksi halde günlük çalışma esasına göre fazla mesai belirlenmelidir.
Deniz İş Hukukunda, sözleşmenin taraflarının fazla mesai ücretinin, asıl ücrete dahil olduğu şeklinde sözleşmeye hüküm koymaları mümkündür. Bu sözleşme hükmü geçerlidir. Ancak bununda bir sınırının bulunması gerekir. Deniz İş Kanununda fazla çalışmalar için günlük veya yıllık bir sınır da öngörülmemiştir. Oysa 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işçiler için fazla çalışmanın sınırı yılda ikiyüzyetmiş saat olarak belirlenmiştir. Bu sebeple 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki ikiyüzyetmiş saat sınırlamasının, Deniz İş Kanunu kapsamında çalışanlar için uygulanması mümkün değildir.
Bu konuda sınır olarak Türkiye tarafından onaylanan uluslararası kaynak olan 180 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmesi ile 1999/63/EC sayılı Avrupa Birliği Direktifi dikkate alınabilir. Anılan sözleşme ve direktifin 5. maddelerinde işçinin sağlığının ve güvenliğinin korunması amacıyla çalışma sürelerinde sınırlamaya gidilmiş ve asgari dinlenme süreleri belirlenmiştir. Buna göre “azami çalışma süresi 24 saatlik sürede 14 saati, 7 günlük sürede 72 saati geçemez. Dinlenme süresi ise 24 saatte 10 saatten, 7 günlük sürede 77 saatten az olamaz. Dinlenme saatlerinin 6 saatten az olmamak koşuluyla ikiye bölünerek uygulanması mümkün olup iki dinlenme süresi arasında geçecek zamanın da 14 saatten fazla olmaması gerekir”. Buna paralel düzenleme Gemi adamları Yönetmeliğinin 84. maddesinde yer almaktadır. Dinlenme sürelerini belirleyen bu kuraldan da aynı sonuç çıkarılabilir. Fakat yönetmelik dinlenme süresini günlük on saat olarak belirlerken, haftalık ise yetmiş saaten az olamayacağını belirtmiştir. Bu sözleşme ve direktifteki düzenlemeye göre daha az bir süredir. Bu sebeple sınırlamada sözleşme ve direktifin dikkate alınması daha isabetli olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının fazla mesai ücreti, dosyada bulunan işyeri kayıtlarına göre 24 saat çalışılan günler yönünden, günlük 8 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilmek suretiyle hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunda alternatifli olarak ara dinlenme süresi günlük 8 saat ve 10 saat olarak kabul edilerek ayrı ayrı hesaplama yapılmış ve mahkemece ara dinlenmenin günlük 8 saat olarak kabul edildiği seçenek hüküm altına alınmıştır. Oysa yukarıda detaylı şekilde belirtildiği üzere 180 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmesi ile 1999/63/EC sayılı Avrupa Birliği Direktifi ve Gemi adamları Yönetmeliğinin 84. maddesi çerçevesinde 24 saat aralıksız çalışmalarda günlük ara dinlenme süresi günlük 10 saatten az olamayacağından, somut olayda da ara dinlenme süresi 10 saat olarak kabul edilmelidir.
Diğer yandan, bilirkişi tarafından her ne kadar davacının 24 saat çalıştığı günler belirlenerek, gün bazında hesaplama yapılmış ise de; çalışılan günlerde davacının gemiye biniş ve gemiden ayrılış saatleri dosyada mevcut olduğundan bu hesaplama yöntemi hatalıdır. Yapılacak iş; davacının gemiye biniş ve gemiden ayrılış saatlerine ilişkin kayıtların ayrıntılı olarak dökümü çıkarılarak, davacının günlük çalışma saatleri belirlenip, dosya kapsamına göre iş bitmediği zamanlarda çalışmanın 24 saatlik vardiya bitim saatlerinden sonra da devam ettiği ve işverenin bu çalışmalar karşılığı fazla mesai ücreti ödediği de anlaşılmakla belirlenen bu günlük çalışma süresinden 10 saatlik ara dinlenme düşüldükten sonra bulunacak mesai süresi üzerinden hesaplama yapılmalı ve varsa çalışmanın yapıldığı aydaki fazla mesai ücreti ödemeleri hesaplamadan mahsup edilmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin fazla mesai ücretinin hatalı şekilde hesaplanıp hüküm altına alınması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.