YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8281
KARAR NO : 2021/951
KARAR TARİHİ : 08.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, tarafların müşterek maliki olduğu 1 ve 12 parsel sayılı taşınmazların davalılar … ve …’in tasarrufunda olduğu, davacının kullanımının adı geçenlerce engellendiği açıklanarak, elatmanın önlenmesine ve dava tarihinden geriye 5 yıllık dönem için ecrimisile hükmedilmesi istenmiş, bilahare davalı … yönünden dava atiye terk edilmiştir, davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyize gelmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, Mahkemece paydaşlar arasında fiili paylaşımın bulunduğu ve intifadan men’in gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine dair verilen kararın, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.11.2013 tarihli ve 2013/17724-15549 sayılı kararı ile; dava konusu 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden araştırma yapılması ile tüm paydaşları kapsayan fiili paylaşımın bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise davacının dava konusu taşınmazda çekişmesiz olarak kullandığı yerin bulunup bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekleri ile bozulduğu, Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, davacının taşınmazda çekişmesiz olarak kullandığı yerin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Elatmanın önlenmesi istemine yönelik davanın temyiz incelemesinde;
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil ve eski hale getirme bedelleri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın elatmanın önlenmesi talebi yönünden toplam 15.000,00 TL üzerinden harçlandırılarak açıldığı, yargılama sırasında dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazın değerinin 227.004,31 TL, 12 parsel sayılı taşınmazın değerinin 104.361,38 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin talebi üzerine 01.06.2016 tarihli oturumda Mahkemece eksik gider avansının ikmali için sonraki celseye kadar süre verildiği ancak davacı vekilince harç ikmalinin yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Buna göre, Mahkemece davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2.Ecrimisil istemine yönelik davanın temyiz incelemesinde;
Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; davacının dava konusu 12 parsel sayılı taşınmazda kullandığı herhangi bir yer bulunmadığı gibi, Mahkemece davacının kullanımında olduğu kabul edilen 132 ada 11 parsel sayılı taşınmaz Hazineye aittir. Bu husus nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.