Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/1428 E. 2021/5674 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1428
KARAR NO : 2021/5674
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
04.03.2016 tarihli oturumda sanığın savunması dikkate alındığında, sanığa verilen ek savunma hakkının TCK’nın 35. maddesinin uygulanmamasına yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenlerinin reddine, ancak;
1) Tarafların birbirlerini basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, şikayetçi olmamalarından dolayı hakların kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu olayın ilerleyen saatlerinde mağdur sanık …’ın üzerinde taşıdığı ruhsatsız silahıyla sanık ve arkadaşlarının bulunduğu yere doğru ateş etmesi üzerine sanığın da mağdurun elinden aldığı silahı mağdura doğrultarak tetiğe bastığı ancak silahta mermi olmadığından silahın ateş almadığı, eylemin silahla yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturduğundan kamu davası açıldığı, kolluk tarafından 28.08.2014 tarihinde düzenlenen olay tutanağında, sanığın mağdurun elinden silahı almaya çalışırken arbede yaşandığı, mağdurun elinden silahı aldığı ve silahı mağdura doğrultarak tetiği çektiği ancak silahta mermi olmadığından ateş almadığı, bunun üzerine 2-3 defa doldur boşalt yaptığı, silahta mermi olmadığından yine ateş almadığının belirtilmesi ve sanığın silahın kabzası ile mağdurun başına vurduğuna dair sadece temyiz dışı mağdur …’un soruşturma beyanı ile çelişen kovuşturma beyanı olması karşısında, sanığın son celse “……’ın elinden silahı aldım, içinde mermi var mı diye kontrol ettikten sonra silahı polisin önüne attım.” şeklindeki “silahla yaralamaya teşebbüs” suçuna yönelik tevilli ikrarı da dikkate alındığında, tutanak mümzileri olan polis memurlarının tanık sıfatıyla dinlenerek ve bu hususta mağdurun beyanı da alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca ilamı bulunmayan sanık hakkında, tekerrüre esas olduğu kabul edilen Espiye Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2011 tarihli ve 2010/221 Esas – 2011/332 Karar sayılı ilamına konu suçun işlendiği tarihte onsekiz yaşından küçük bulunması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 58/5. maddesi uyarınca sanık hakkında tekerrür hükmü uygulanamayacağının gözetilmemesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.