Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4833 E. 2019/7588 K. 17.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4833
KARAR NO : 2019/7588
KARAR TARİHİ : 17.09.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın direnmesine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.05.2012 tarihli 2012/1766 Değişik İş sayılı ihtiyati haciz kararı uyarınca yapılan 31.05.2012 tarihli hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağ bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, hacizde borçluya ait belgelerin bulunduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasıyla geçerli haciz bulunmadığı ve davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup karar davalı alacaklı vekili ve katılma yolu ile davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 20.2.2014 tarihli ve 2013/20302 Esas, 2014/2863 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu haczin, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.05.2012 tarihli 2012/1766 Değişik İş sayılı ihtiyati haciz kararı uyarınca İİK’nin 261/1. maddesindeki 10 günlük yasal süre içinde yapıldığı, aynı Kanun’un 264/1. maddesindeki 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde asıl takibe geçildiği, böylece haczin kesinleştiği, sonradan yapılan itiraz üzerine ihtiyati haciz kararının kaldırılmasının kesinleşen hacze etki etmeyeceği Mahkemece işin esasına girilerek taraflarca sunulan delillerin toplanmasından sonra bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, önceki gerekçeye ek olarak; ‘’Her ne kadar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İİK’nin 261. maddesinin 1. fıkrasında 10 günlük yasal süre içinde takibe geçilmiş olması nedeniyle haczin kesinleştiği kabul edilmiş ise de İİK’nin 265. maddesinin 2. fıkrası gereğince istihkak iddia eden davacı üçüncü kişinin ihtiyati hacze maruz kaldığı tarih itibari ile süresi içinde 01.06.2012 hâkim havalesi ile … 1. Asliye Ticaret Mahkemesine yetki ve esas yönünden yaptığı itirazın, ihtiyati haczin davacı üçüncü kişi açısından kesinleşmesini önlediği, ihtiyati haciz kararının esastan kaldırılmasına karar verildiğinden alacaklı tarafından takip borçlusu aleyhine ihtiyati haciz kararı ile birlikte yasal sürede takibe geçilmiş olmasının ihtiyati haczin davacı üçüncü kişi yönünden kesinleşmesi sonucunu doğurmayacağı’’ gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyize getirilmiş, Dairemizin 8.2.2017 tarihli 2016/21831 Esas, 2017/ 1314 Karar sayı ilamı ile, bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup, Mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.4.2019 tarihli 2017/8-1672 Esas, 2019/ 502 Karar sayılı ilamı ile, ‘’… Somut olayda; alacaklı şirket tarafından alınan … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1766 D. İş. sayılı ihtiyati haciz kararının infazının 29.05.2012 tarihinde İcra Dairesinden talep edildiği, 29.05.2012 tarihinde alacaklının takip talebinde bulunduğu, 31.05.2012 tarihinde istihkak iddiasına konu menkuller üzerine ihtiyati haciz işleminin uygulandığı, üçüncü kişinin 28.05.2012 tarihinde İİK’nin 265. maddesinin 2. fıkrası uyarınca … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde ihtiyati haczin kaldırılması talebinde bulunduğu, ayrıca 01.06.2012 tarihinde … 6. İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davası açtığı, istihkak davası derdest iken ödeme emrinin borçlu şirkete 24.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleşmesinden sonra … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.07.2013 tarihli kararı ile üçüncü kişinin açtığı dava kabul edilip 28.05.2012 tarihli ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı üçüncü kişi, ihtiyati haciz kararının infazı sonrasında hem İİK’nin 99. maddesi uyarınca icra mahkemesinde istihkak davası, hem de İİK’nin 265. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde İİK’nin 265. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması davası açmıştır. Bu davanın açıldığı tarihten sonra borçlunun icra takibinde kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmemesi sonucu takip ve haciz üçüncü kişi yönünden değil borçlu yönünden kesinlemiştir. Yukarıda belirtilen ilke ve kurallar uyarınca üçüncü kişinin itirazı üzerine ihtiyati haciz kararı kaldırıldığından bu karara dayanarak yapılan ihtiyati hacizler de kalkar. Üçüncü kişinin ihtiyaten haczedilen mallarla ilgili olarak açtığı istihkak davasının konusu kalmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Hâl böyle olunca yerel mahkemenin direnme kararı uygun ve yerindedir.’’ gerekçesi ile direnme kararı uygun ve yerinde bulunmuş ve davalı alacaklı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca, davalı alacaklı vekilinin yargılama gideri ile tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı alacaklı vekilinin hükmedilen tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur. ( İİK 97/ 15. m.)
Bu durumda,üçüncü kişi yararına tazminata hükmolunması için, üçüncü kişinin davasının kabulü yanında, istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi zorunludur. Somut olayda, davanın esasına ilişkin hüküm kurulmadığından İİK’nin 97/15. maddesinde aranan yasal şartlar oluşmaması nedeni ile davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “Davalı tarafın haczedilen menkullerin 33.500,00′ nin %40 ‘ı oranında tazminatın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine” cümlesinin hükümden çıkarılmasına, hükmün bu şekli ile düzeltilerek ONANMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.9.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.