YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13179
KARAR NO : 2019/9358
KARAR TARİHİ : 22.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, paydaşı oldukları 255 parsel sayılı taşınmazın 40 yıldır zilyedi olduklarını, taşınmazın paydaşlarından… kızı …’un kim olduğunun tapu kaydından anlaşılamadığını, kendileri lehine kazandırıcı zamanaşımı süresinin de dolduğunu ileri sürerek… kızı … payının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine, taşınmazın eski tapu kaydına dayalı olarak tescil edildiğini bu nedenle… Kızı …’un bilinen bir kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı pay malikinin bilinen bir kişi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik, TMK’nin 713/2. fıkrasında düzenlenen “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu, hane ve bahçe nitelikli 255 parsel sayılı taşınmazın davalı… kızı … ile davacılar…. ve … arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, taşınmazın kadastro tespitinin önce senetsizden tespit edilmesine rağmen tavzih ile tapu defterinin 929 tarih ve 60 numara ve 594 numaralı tutanağa ekli yazı gereğince davalı… kızı …e adına pay tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya bir payın koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK’nin 713/2.maddesindeki düzenlemedir. Anılan maddede “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Kanundaki “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” düzenlemesinden; tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, Yargıtay İçtihatlarına göre, tapu kütüğündeki bilgi ve belgelerden genel olarak gerekli dikkati gösteren kişilerin malikin kim olduğunu anlayamayacağı haller amaçlanmıştır. Tapu kütüğündeki malik sütununun boş ve açık bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, böyle bir kişinin hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmaması, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabilir(Yargıtay HGK’nin 10.4.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Soyut ve nam-ı mevhum(sanal, mevcut olmayan hayali kişi) bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde de, maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir.
Kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması, mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Yine, tapu sicili ekindeki kadastro tutanağı, tedavül(el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması durumunda da bilinmeyen kişi olarak kabul edilmez.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın, tapulama tutanağına incelendiğinde kim olduğu bilinmeyen kişi olduğu iddia edilen… kızı … adına “929 tarih ve 60 numaralı ve 594 numaralı tutanağa ekli müdüriyetin yazısı gereğince” tespit işleminin yapıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; çekişmeli 255 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki bilgiler, tutanağın dayanağı olan tapu kayıtları ve belgeler uyarınca davalı… kızı …’un ismi ve baba adı belirli, tanınan, bilinen ve geçmişte yaşamış bir kişi olduğunun kabulü gerekeceğinden bu hususlar gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
22.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.