Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2834 E. 2021/1365 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2834
KARAR NO : 2021/1365
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.04.2016 tarih ve 2014/618-2016/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, kredi kartları harcamalarından doğan borçlarını ödeyemeyince hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının yüksek akdi faiz ve temerrüt faizi talep ederek icra takibine geçtiğini, dosyalarda akdi faiz oranı belli olmamakla birlikte temerrüt faizi oranının %25 olduğunu, banka tarafından SGK’ya müzekkere yazılarak ikramiyesine haciz konulduğunu, borçlarını ödemek için emekli olduğunu, takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi ve 88. maddelerinin davacıya uygulanamayacağını, takip kesinleştiğinden sözleşme hükümleri uygulanacağından haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya iadesi gereken miktarın Nazilli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2339 esas sayılı dosyasında 7.358,14 TL, Nazilli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/4440 esas sayılı dosyasında, 7.046,61 TL, Nazilli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3584 esas sayılı dosyasında 3.284,81 TL olmak üzere toplam 17.684,56 TL olduğunun tespit edildiği, davacının bilirkişi raporunda belirtilen miktarı ödemesini talep ettiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
1-Davalı vekilinin usule ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava icra takiplerine konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve fazla tahsil edilen ödemelerin istirdadına ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu bankacılık konusunda uzman olmayan hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenmiş olup söz konusu bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi hüküm kurmaya da elverişli değildir. Mahkeme kararında yalnızca bilirkişi raporuna dayanılmış tarafların iddia, savunma ve dosya içerisindeki deliller tartışılmamıştır. Mahkeme gerekçesi yeterli olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, her bir icra dosyası ile ilgili icra takiplerinde istenilen banka alacaklarına ilişkin sözleşmelerin tamamının ibrazı sağlanarak, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve belgelerinin bulunduğu yerde inceleme yaptırılarak yine her bir icra dosyası için alacağın türü de dikkate alınarak icra takip tarihi itibariyle alacak borç durumu tespit edilerek davacı tarafından yapılan ödemeler de dikkate alınarak dava tarihi itibariyle söz konusu icra takiplerinden dolayı davacının borçlu olup olmadığı, fazla ödeme de bulunup bulunmadığı hususları hiç bir tereddüde yer verilmeyecek şekilde tespit ettirilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınmayarak yetersiz ve uzman olmayan bilirkişiden rapor alınarak deliller tartışılmaksızın yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.