YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/711
KARAR NO : 2021/1657
KARAR TARİHİ : 17.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki sanıklar …, … ve …’in sanık …’tan şikayetçi olup kamu davasına katılma talebinde bulundukları ancak; bu hususta bir karar verilmediği, müşteki sanıklar ve müşteki sanık vekilinin süresinde temyiz dilekçesi verip hükümleri temyiz ederek katılma iradesini gösterdiği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 260/1. ve 237/2. maddeleri uyarınca, müşteki sanıkların … hakkında kurulan hükümleri temyize hakkı bulunduğundan, katılan olarak kabullerine karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına, tehdit ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesi gereğince “mala zarar verme”, TCK’nin 106/1-2. cümle maddesi gereğince “basit tehdit” ve TCK’nin 125/1-4. maddesi gereğince “hakaret” suçlarından kamu davası açıldığı, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince “tehdit ve hakaret” suçları ile “mala zarar verme” suçunun birlikte işlenmesi nedeniyle sanığa yüklenen tüm suçların uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşılmış ise de; sanığın üzerine atılı TCK’nin 15/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı ve sanığa yüklenen tüm suçların uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılanlar arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hükümler kurulması lüzumu,
Kabule göre de;
b) Tehdit ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; Tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları anlaşılmakla, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması, bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oran olan (1/4) oranında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
c) Mükerrir olan sanık hakkında hüküm kurulurken tekerrüre esas alınan ilamın hükümde gösterilmemesi,
d) Hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden; 5237 sayılı TCK’nin 129/2. maddesi yerine TCK’nin 129/1. maddesinin uygulama maddesi olarak hükümde gösterilmesi,
e) Hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar … ve … ile katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2) Sanıklar …, … ve … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenlerinin reddine, ancak;
a) Katılan … hakkında düzenlenen Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24.11.2015 tarihli raporunda, “çehrede sabit eser açısından 6 ay sonra değerlendirilmesinin uygun olduğu” nun bildirilmesi karşısında, katılanın tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile adli muayene raporu ile birlikte en yakın Adli Tıp
Kurumuna sevki sağlanarak, yapılacak fiziki muayenesini müteakip, yaralanmanın sabit iz niteliğinde olup olmadığı hususunda ve kırığın derecesini de içerir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
b) Tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları anlaşılmakla, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması, bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oran olan (1/4) oranında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
c) Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden; hüküm tarihinde mahkumiyet ilamı bulunan ancak güncel adli sicil kaydına göre mahkumiyet ilamı bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesinde düzenlenen diğer uygulanma şartları tartışılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
d) Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden; mükerrir olan sanıklar … ve … hakkında hüküm kurulurken tekerrüre esas alınan ilamların hükümlerde gösterilmemesi,
e) Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
f) Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden; 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 17.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.