Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8505 E. 2010/10124 K. 08.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8505
KARAR NO : 2010/10124
KARAR TARİHİ : 08.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 21.05.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, geçit hakkı istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıya ait 502 ada 20 sayılı parsel lehine davalılara ait 502 ada 23 ve 22 sayılı parsellerin ortak sınırından teknik bilirkişi …’ın 11.09.2009 tarihli raporu ve 06.11.2009 tarihli ek raporunda A harfi ile, turuncu renkle gösterilen yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Genel yola ulaşım birden fazla taşınmazdan geçilmek suretiyle mümkün oluyor ise geçit hakkının bu taşınmazların tümü aleyhinde ve kesintisiz şekilde kurulması zorunludur. Dava ile amaçlanan genel yola ulaşmak olduğuna göre, kesintisiz olarak bağlantı kurulmalıdır. Aradaki bir taşınmaz atlanmak suretiyle geçit kurulamaz.
Geçit güzergahında bulunan bir kısım parsel maliklerinin yol vereceklerine inanılarak dava edilmemeleri doğru değildir. Bu parsel maliklerinin davada yer almaları sağlanmalı, sağlanamamışsa davacıya kendi taşınmazı ile yol verecek olan taşınmaz arasında tapuda akti geçit irtifakı kurdurma olanağı tanınmalıdır.
Mahkemece, uzman bilirkişilerin katılımı ile yapılan kesif sonucunda davacıya ait 502 ada 20 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısı bulunmadığı, mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu saptanmıştır. Davacı keşifte 502 ada 22 ve 23 sayılı parsellerin ortak sınırının bittiği yerde dava dışı oğlu …’e ait aynı ada 19 parsel sayılı taşınmazın bulunduğunu, geçit uzunluğunun kendi parseline kadar uzamasına gerek olmadığını beyan etmiştir. Bunun üzerine bilirkişilerce davacının talebi dikkate alınarak 22 ve 23 sayılı parsellerin ortak sınırından kurulan geçit hakkı dava dışı 19 parsel sayılı taşınmazın sınırında bitirilmiş, davacıya ait 20 parsel sayılı taşınmaza kadar uzatılmamıştır. Böylece, davacının taşınmazı ile kurulması uygun olduğu belirtilen güzergah arasında kesinti oluşmuş, davada taraf olmayan ve davacı taşınmazı lehine kurulmuş bir akti irtifak hakkı bulunmayan bir taşınmaz kalmıştır. Bu durumda, ya 19 sayılı parsel maliki davada usulüne uygun olarak taraf yapılarak hükmen bu parselden geçit hakkı kurulmalı ya da davacıya 19 sayılı parselle kendi taşınmazı arasında akti irtifak hakkı kurma olanağı tanınmalıdır. Tüm bu hususlar gözardı edilerek mahkemece kesintisizlik ilkesine aykırı şekilde geçit kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılması gerekirken davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalıların temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 08.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.