Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2020/5548 E. 2021/1868 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5548
KARAR NO : 2021/1868
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : Sanıkların TCK’nın 257/1, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 15/03/2005 gün ve 13-26 sayılı kararı başta olmak üzere konuyla ilgili tüm diğer yargısal kararlarda da duraksamasız olarak vurgulandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 141 ve 5271 sayılı CYY’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Hükmün gerekçesinde ise CYY’nın 230. maddesi uyarınca, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi gerekmektedir. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise, 1412 sayılı Yasa’nın 308/7 ve 5271 sayılı CYY’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun şekilde açıklanması biçiminde tanımlanan gerekçede, hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve yasal olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, ilk yargılamada beraat eden …. hakkındaki hükmün onanmasına ilişkin daire kararınına yönelik eleştiriye yer verilmesi, yargı kararlarının gerekçeli olması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunulup, bu hususta yazılmış bir kitaptan alıntılar yapılması, mahkeme hakiminin başından geçmiş bir olayın kararda anlatılıp kişisel değerlendirilmelerde bulunulması gibi yargılamayla ilgisi bulunmayan ve hükümde karışıklığa neden olacak hususlara yer verilmek suretiyle yasada belirtilen karar yazım tekniği ile ve T.C. Anayasa’sı, 5271 sayılı CYY ve Ceza Genel Kurulu Kararları ile ortaya konulmuş bulunan ilkelere aykırı şekilde gerekçe oluşturulması,
2-TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla, aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu hususları göz önüne alınarak temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, sanıkların idari yargı kararına uymama şeklindeki eylemleri ve buna ilişkin katılan hakkında yapmış oldukları tasarruf nazara alındığında ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir neden bulunmadığı halde, yasada sayılan sözcüklerin tekrarlanması ve yargılamayla ilgisi bulunmayan sanıklar hakkındaki başka bir soruşturma konusu olay ile ilgili kanaate dayalı yapılan değerlendirme gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşılması,
3-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 22/02/2010 yerine 2010 olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafii ve sanıklar …, …’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 31/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.