YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5693
KARAR NO : 2021/1580
KARAR TARİHİ : 23.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak
Hüküm : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tanık …’in beyanı, katılanla yakın arkadaşlık ya da yakın akrabalık ilişkisi bulunmayan sanığın katılana herhangi bir karşılık beklemeden 200.000,00 TL gibi büyük bir meblağı borç olarak vermesinin hayatın olağan akışına uygun görülmemesi, katılan …’ın soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan tutarlı ve çelişmeyen anlatımları, tanık …’ın katılan anlatımlarını doğrulayan ifade içeriği dikkate alınarak sanığın sübutu kabul edilen suçu işlediği kabul edilen somut olayda; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, sanık hakkında tefecilik yapıp yapmadığı hususunda gizli ve detaylı kolluk araştırması yaptırılması, sanığın icra dairelerinden alacaklı olduğu icra dosyalarının sorulup var ise aslı veya onaylı suretleri getirtilip borçlu gözüken kişilerin faiz karşılığı sanıktan para alıp almadıkları konusunda tanıklıklarına müracaat edilmesi, sanığın soruşturmadaki ifadesinde …’a … adlı çalışanı ile 100.000 TL borç parayı verdiğini beyan etmesine karşın bu tanığın kovuşturmada dinlenmesinden sonra, sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1.Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli ve Esas 2014/140, Karar 2015/85 sayılı kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
2.Ayrıntıları Dairemizin 07/10/2020 tarihli 2020/1926 Esas ve 2020/1281 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; tefecilik fiili nedeniyle oluşan kamunun maddi zararının, kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilecek nitelikte olmadığından CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasında göz önüne alınması mümkün değildir. Bu bağlamda, mahkemece sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulması sonrasında, seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce CMK’nın 231/5 ve231/6-a-b madde ve bentleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekirken “mağdurun zararını gidermediği” gerekçesi ile sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 23/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.