YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8135
KARAR NO : 2010/10121
KARAR TARİHİ : 08.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.07.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dışı … Yapı Konut Kooperatifinin ortağı olduğunu, 2057 ada 7 sayılı parseldeki 22 numaralı bağımsız bölümün kendisine tahsis edildiğini, aslında bu bağımsız bölümün yüklenici sıfatıyla inşaat yapan üyesi olduğu kooperatife bırakıldığını, tapu kaydı adına olan arsa sahiplerinden … mirasçılarının taşınmazı 2.7.2009 tarihinde tapuda diğer davalı …’e sattıklarını, bu satışın da muvazaalı olduğunu, 22 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılardan Yüksel, iyiniyetli kayıt maliki olduğunu bildirmiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Eldeki dava 29.7.2009 tarihinde açılmıştır. Davalı … ise 2.7.2009 tarihinde çekişme konusu bağımsız bölümü tapuda satın almıştır.
Hukukumuzda kişiler satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamalıdır. Dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Bu ilke Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde aynı “tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Kural olarak da malikin kötüniyetle taşınmaz iktisap ettiğini ispat yükü bunu iddia eden tarafa düşer.
Somut olaya gelince; davacı davada önce davalı …’in taşınmazı kötüniyetle iktisap ettiğini ileri sürmüşse de bunu kanıtlayacak bir delil getirmemiştir. Hal böyle olunca çekişme konusu bağımsız bölümü kayden satın alan davalının Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli malik olduğunun kabulü gerekeceğinden davanın reddedilmiş olması açıklanan nedenlerle doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.