YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8106
KARAR NO : 2013/9940
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.01.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.12.2009 tarihli 2009/8270-11198 sayılı ilamı ile özetle ”… taşınmaz üzerindeki basit tarzda inşa edilmiş ev ve deponun Fahrettin Güngör tarafından yapıldığına ilişkin tapuda beyan veya taraflar arasında uzlaşma olmadığı halde adı geçenin mirasçıları lehine oran kurmak suretiyle satış bedelinin dağıtımına karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında usuli kazanılmış hak kuralına değinilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararında tarif edildiği üzere mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur. Buna da usul hukukunda “usuli müktesep hak” denilmektedir. Mahkeme uyduğu bozma kararına uygun olarak karar vermek zorunda olduğu gibi Yargıtay Dairesi de kural olarak bozma kararı ile benimsemiş olduğu ilke ile bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta; mahkemece davalılar da duruşmaya çağrılarak muhdesatın kim tarafından yapıldığına ilişkin beyanları alınıp ya da muhdesat ile ilgili iddiada bulunan tarafa bu konuda dava açması için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararına rağmen sadece davacılar vekilinin bu konudaki beyanının alınması ile yetinilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 27.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.