Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/870 E. 2021/2788 K. 17.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/870
KARAR NO : 2021/2788
KARAR TARİHİ : 17.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadinden kaynaklanan alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar, davalı şirket ile 16.06.2006 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme ile Merkez Mah. 30 ada 1 parselde bulunan 8 nolu bağımsız bölümün satılmasının kararlaştırıldığını, satış bedeli olan 1.350.000-Norveç kronu bedele istinaden 4.000,00-TL peşin olarak, kalan 1.050.000-kron ise 19.06.2006 tarihinde şirket yetkilisi olan davalı …’in hesabına havale ile gönderildiğini, taşınmazın şirket tarafından 24.10.2007 tarihinde önce davalı … murisi olan Tevfik Toker’e satıldığını ve banka lehine taşınmaza ipotek konulduğunu, bunun üzerine 08.11.2007 tarihli ihtarname ile ödenen bedelin tamamının iadesinin istenildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sırada taşınmazın 22.11.2007 tarihinde davalı … murisi olan Tevfik Toker tarafından diğer davalı …’ya muvazaalı olarak devredildiğini ileri sürerek, muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tesciline olmadığı takdirde 271.708,00-TL’nin temerrüt tarihinden ticari faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini istemiş, 09.10.2008 tarihli dilekçesi ile, davaya tazminat davası olarak devam edilerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 271.708,00-TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 271.708,00TL’nin 22.11.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiş, hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 12.04.2017 tarih ve 2017/3175 Esas ve 2017/4317 Karar sayılı ilamı ile “…Taşınmazın kayıt maliki olan davalı …’nın taşınmazı iyi niyetle iktisap edip edip etmediği araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gereken, adı geçen davalının da hükmedilen miktardan sorumlu olacak şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…” gerekçesiyle davalı … yararına bozulmuş; mahkemece bozmaya uyularak davanın davalı … mirasçısı … yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın esastan reddine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Usuli kazanılmış hak kavramı anlamı itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlem, ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesap hak müessesesi HMK’da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09/05/1960 T., 21/9; 04/02/1959 gün 13/5 sayılı İçtihatı Birleştirme kararı) Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK’nın 12/07/2006 T. 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03/12/2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Mahkemece verilen kararın Yargıtay bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesap hak teşkil eder.
O halde mahkemece, bozmadan önce verilen ilk karar ile davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verildiği ve hükmün sadece davalı … tarafından temyizi üzerine kapatılan Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 12.04.2017 tarih ve 2017/3175 Esas ve 2017/4317 Karar sayılı ilamıyla yalnızca davalı … yönünden bozulduğu, bu hali ile diğer davalılar yönünden mahkemece verilen ilk kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece verilen son karar ile tüm davalılar hakkında yeniden karar tesis edilerek bozma ilamı dışında bırakılarak kesinleşen hususlar hakkında yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak davacılar lehine olan usuli müktesap hak ihlal edilmiştir. Bu nedenle mahkemece, tüm davalılar yönünden yeniden hüküm tesis edilmesi ve bozma kararına uyulmasına rağmen bozmaya aykırı olarak davacı lehine oluşan usuli müktesap hak ihlal edilerek davalı … dışındaki diğer davalılar hakkında da davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.