Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/199 E. 2021/5581 K. 16.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/199
KARAR NO : 2021/5581
KARAR TARİHİ : 16.03.2021

Mala zarar verme suçundan şüpheli … Edaş hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Görele Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/03/2020 tarihli ve 2019/2033 soruşturma, 2020/404 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süre yönünden reddine ilişkin… Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/08/2020 tarihli ve 2020/1079 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/11/2020 gün ve 15460-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/12/2020 gün ve 2020/105068 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mala zarar verme suçundan şüpheli … EDAŞ hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Görele Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/03/2020 tarihli ve 2019/2033 soruşturma, 2020/404 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süre yönünden reddine dair… Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/08/2020 tarihli ve 2020/1079 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
26/03/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinde “(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde yer alan düzenleme ile yargı alanında yer alan sürelere ilişkin hak kayıplarının önlenmesi amacıyla başvuru ve itiraz sürelerinin 13/03/2020 tarihinden 30/04/2020 tarihine kadar durdurulduğu, yasal düzenleme uyarınca da durma süresinin 29/04/2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmış olduğu nazara alındığında; Görele Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/03/2020 tarihli ve 2019/2033 soruşturma, 2020/404 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 25/03/2020 tarihinde müştekiye tebliğ edildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinde yer alan “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 15 günlük itiraz süresine tabi olduğu, itiraz süresi henüz dolmadan yukarıda anılan düzenleme uyarınca 13/03/2020 tarihinde itiraz sürelerinin durduğu gözetildiğinde, müştekinin 11/06/2020 tarihli dilekçesiyle yaptığı itirazın süresinde yapıldığı gözetilmeden, itirazın esastan incelenmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

26/03/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinde “(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde yer alan düzenleme ile yargı alanında yer alan sürelere ilişkin hak kayıplarının önlenmesi amacıyla başvuru ve itiraz sürelerinin 13/03/2020 tarihinden 30/04/2020 tarihine kadar durdurulduğu, yasal düzenleme uyarınca da durma süresinin 29/04/2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmış olduğu nazara alındığında; Görele Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/03/2020 tarihli ve 2019/2033 soruşturma, 2020/404 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 25/03/2020 tarihinde müştekiye tebliğ edildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinde yer alan “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 15 günlük itiraz süresine tabi olduğu, itiraz süresi henüz dolmadan yukarıda anılan düzenleme uyarınca 13/03/2020 tarihinde itiraz sürelerinin durduğu gözetildiğinde, müştekinin 11/06/2020 tarihli dilekçesiyle yaptığı itirazın süresinde yapıldığı gözetilmeden, itirazın esastan incelenmesi yerine, yazılı şekilde süreden reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (GİRESUN) Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 13/08/2020 tarihli ve 2020/1079 Değişik İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 16/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.