YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/493
KARAR NO : 2021/6310
KARAR TARİHİ : 07.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın 17.05.2016 tarihli hüküm duruşmasında ikrara yönelik savunması karşısında, tebliğnamenin (2) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Somut olay kapsamında, eşi olan mağdura şiddet içeren eylemler uyguladığı gerekçesi ile müşterek konuttan uzaklaştırma kararı bulunan sanığın olay günü, bu karara aykırı bir şekilde mağdurun ikametine geldiği, mağdurun kolluk birimlerine haber vermesi üzerine, sanığın elinde bulunan bıçağı apartmana sakladığı, bunu gören mağdurun gelen kolluk görevlilerine bıçağı teslim ettiği olayda, sanığın aşamalarda “bıçağı hasımları olduğu için taşıdığı” şeklindeki tevilli ikrarı karşısında, mahkemenin bu yöndeki kabul, gerekçe ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin (1) numaralı bozma görüşüne kısmen iştirak edilmemiştir.
Adli sicil kaydında tekerrüre esas ilamı bulunan sanık hakkında kasten yaralama suçundan hapis cezası tercih edilip sonuç olarak her iki hüküm bakımından 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık 15/4. maddesi” kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ve üç aya kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını
ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden; suça konu bıçak üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenmeden eksik araştırmayla hüküm kurulması,
3) 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden; 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken, söz konusu maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddelerindeki cezaların alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği halde, yazılı şekilde denetime imkan verecek somut teşdit nedenleri izah edilmeden sanık hakkındaki temel cezanın teşdiden en üst seviyeden belirlenmesi suretiyle aynı Kanun’un 61. maddesine aykırı davranılması,
4) Kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK’nin 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesi sırasında, taksit aralıklarının gösterilmemesi,
5) Mağdur …’ın şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle gerekçeli karar başlığındaki sıfatının “mağdur” olarak yazılması gerektiğinin gözetilmemesi,
6) 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 07.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.