YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31022
KARAR NO : 2021/3484
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
Hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/05/2015 tarihli ve 2014/956 esas, 2015/257 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/10/2020 gün ve 11352-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2020 gün ve 2020/91489 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Bina içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/05/2015 tarihli ve 2014/956 esas, 2015/257 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Diğer sanığın İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesinin kararını temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 24/02/2016 tarihli ve 2015/27886 esas, 2016/2243 sayılı ilamında da “…5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada; sanığın müdafiinin bulunmaması halinde istemi aranmadan müdafii görevlendirilmesi gerektiği ve sanığın üzerlerine atılı 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerindeki suçunda bu kapsamda olduğundan zorunlu müdafiinin görevlendirilmesi gerektiği nazara alınmadan duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,…BOZULMASINA…” şeklinde belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesinde yer alan, “Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa yüklenen 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.11.2016 gün, 2016/950 Esas ve 2016/436 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle yargılanan sanığa, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanmasına gerek olmadığına karar verilmesi nedeniyle (İSTANBUL ANADOLU) 57. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 20.05.2015 tarihli ve 2014/956 Esas, 2015/257 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.