Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/31009 E. 2021/3492 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31009
KARAR NO : 2021/3492
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

Tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 ve 116/4. maddeleri gereğince 6 ay hapis ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2009 tarihli ve 2008/132 esas, 2009/179 sayılı kararının Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 01/10/2013 tarihli ve 2011/35340 esas, 2013/22338 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 12/12/2016 tarihli ve 2008/132 esas, 2009/179 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına ilişkin Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2016 tarihli ve 2016/1146 değişik iş sayılı kararını müteakip, taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması sebebiyle infazın aynen devamına dair Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2017 tarihli ve 2008/132 esas, 2009/179 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/10/2020 gün ve 9298-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2020 gün ve 2020/91850 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 ve 116/4. maddeleri gereğince 6 ay hapis ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2009 tarihli ve 2008/132 esas, 2009/179 sayılı kararının Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 01/10/2013 tarihli ve 2011/35340 esas, 2013/22338 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 12/12/2016 tarihli ve 2008/132 esas, 2009/179 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına ilişkin Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2016 tarihli ve 2016/1146 değişik iş sayılı kararını müteakip, taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması sebebiyle infazın aynen devamına dair Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2017 tarihli ve 2008/132 esas, 2009/179 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Mahkemesince, uzlaşma sağlanamadığına dair düzenlenen rapor nazara alınarak anılan cezanın infazının devamına karar verilmiş ise de;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki,Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.” şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, “Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki,
Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.” şeklindeki,
Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” şeklindeki,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde yer alan, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” şeklindeki,
Aynı Kanun’un 21/1-2. maddesinde yer alan, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın mernis adresinin tespitini yaparak, mernis adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise mernis adresine aynı Kanun’un 10/1. maddesi gereğince tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda, uzlaştırmacı tarafından müştekinin mirasçılarına doğrudan mernis adreslerine uzlaşma teklif formları gönderilmiş, müştekinin mirasçılarının tebliğe rağmen cevap vermediği gerekçesiyle uzlaşma sağlanamadığı yönünde rapor düzenlenmiş ise de, uzlaştırmacının müştekinin mirasçılarına bilinen adreslerine gönderdiği davetiyenin iade gelmesi üzerine yukarıda detaylıca açıklandığı üzere bürodan bilinen son adreslere uzlaştırma teklifinin gönderilmesini talep etmesi ve büronun da açıklandığı şekilde tebliğ yapması gerekirken, müştekilerin doğrudan mernis adreslerine çıkarılan tebligatlar üzerine uzlaşma sağlanamadığı şeklinde düzenlenen raporun usulünce tanzim edilmediği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemesince, hükümlü ile ölü müştekinin mirasçıları arasında uzlaşma sağlanamadığına dair düzenlenen rapor nazara alınarak anılan cezanın infazının devamına karar verilmiş ise de;
Müştekinin ölmesi nedeniyle mirasçıları olan … ve … ile hükümlü arasında uzlaştırma işleminin yapılmaya çalışıldığı, öncelikle mirasçıların bilinen en son adreslerine 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, anılan tebligatın “İade gelmesi halinde” ise mirasçıların adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresleri tespit edilerek 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut dosyada mirasçılardan …’ya 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, mirasçı …’na ise bilinen en son adresine 7201 sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca tebligat yapılmadan, 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı ve tebligat evraklarının dosya arasında olmaması nedeniyle usule uygun olarak tebligat yapılıp-yapılamadığı anlaşılmamasına rağmen, uzlaşma olmadığından yazılı şekilde infazın sürdürülmesine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ÖDEMİŞ) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 14/03/2017 tarihli ve 2008/132 esas ve 2009/179 karar sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.