YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/30598
KARAR NO : 2021/3833
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
Mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk …’nun davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına dair Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/01/2020 tarihli ve 2019/1516 esas, 2020/37 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 01/10/2020 gün ve 4549/2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2020 gün ve 2020/90428 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 29/11/2017 tarihli ve 2015/232 esas, 2017/12770 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere; suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk …’nun Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 01/11/2019 tarihli raporda “Mevcut mental düzeyi itibariyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğunun” saptanmasına karşın, dosya içerisinde bulunan ve psikolog tarafından düzenlenen 06/12/2019 tarihli sosyal inceleme raporunda ”…Suça sürüklenen çocuk, yaşına uygun fiziksel ve zihinsel gelişim göstermekte olup, bilinci açık algısı normaldir. Olayların farkında ve yorumunu yapabilecek algı düzeyine sahiptir. Suç kavramını bilmekte hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edebilmektedir…” şeklinde belirtilmesi karşısında; her iki rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas dairesi veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle üzerine atılı mala zarar verme fiillinin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığı konusunda rapor alınarak her iki rapor arasındaki çelişki giderilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre de, 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesinde yer alan “fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olan kişilerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluklarının olmayacağı, ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesinin gerektiği” şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk … hakkında Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 01/11/2019 tarihli ve 2019/1987 sayılı raporu ile işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğu yönünde bildirilen görüşe aykırı olarak suça sürüklenen çocuk hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi yerine, 5237 sayılı Kanun’un 57/1. maddesi gereğince akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilerek yazılı şekilde karar verilmesindeisabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk …’nun, Karşıyaka Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 01/11/2019 tarihli raporda “…mevcut mental düzeyi itibariyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğunun” saptanmasına karşın, dosya içerisinde bulunan ve psikolog tarafından düzenlenen 06/12/2019 tarihli sosyal inceleme raporunda ”…Suça sürüklenen çocuk, yaşına uygun fiziksel ve zihinsel gelişim göstermekte olup, bilinci açık algısı normaldir. Olayların farkında ve yorumunu yapabilecek algı düzeyine sahiptir. Suç kavramını bilmekte hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edebilmektedir..”şeklindeki tespitler karşısında; her iki rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi bakımından TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas dairesi veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle üzerine atılı kamu malına zarar verme suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu suçu oluşturan fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığı konusunda rapor alınarak her iki rapor arasındaki çelişki giderildikten sonra sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 31. ve 33. maddeleri, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesi ile Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde, ceza sorumlulukları olmayan bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesinin “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” şeklinde düzenlendiği ve aynı Kanun’un 5. maddesinin başlığının ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler” olduğu anlaşılmakla; somut olayda fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan ve ceza sorumluluğu bulunup bulunmadığı, yukarıdaki bozma nedeninde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra belirlenecek olan suça sürüklenen çocuk hakkında, ceza sorumluluğunun bulunmadığının belirlenmesi durumunda TCK’nın 31/2. maddesi atfıyla CMK’nın 223/3-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde TCK’nın 32/1. maddesi atfıyla CMK’nın 223/3-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve aynı Kanun’un 57. maddesi uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ALİAĞA) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 13/01/2020 tarihli ve 2019/1516 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 01/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.