YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/886
KARAR NO : 2021/1038
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanmak
Hüküm : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Kent Estetiği Daire Başkanlığı Kamulaştırma ve Taşınmaz Mal Yönetim Şube Müdürü olarak görev yapan sanık Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre kamu görevlisi sayılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/5-287 Esas, 2020/409 sayılı kararı uyarınca: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 332. maddesinde suçların soruşturması ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenilen bilgilere cevap verilmemesi halinde Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesine aykırılık oluşturacağı öngörülmüştür. Öte yandan yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişinin eylemi 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinde yer alan “Emre aykırı davranış” kabahatini oluşturmakla birlikte, söz konusu eylem aynı zamanda kanunda suç olarak da tanımlanmış ise sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanacaktır.
Somut olayda; Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/28 Esas sayılı dosyasında 19/06/2013 ve 17/07/2013 tarihli duruşmalarda Emlak ve İstimlak daire başkanlığına dava konusu uyuşmazlık ile ilgili belgelerin istendiği müzekkerelerin yazıldığı; ancak mahkeme yazısına sanığın cevap vermeyerek görevinin gereğini yerine getirmemesi şeklinde gerçekleşen eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15/3. maddesine göre bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabileceği, ancak suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanabileceği nazara alındığında; fiilin aynı Kanun’un 32. maddesinde düzenlenen emre aykırı davranış niteliğinde olduğu, anılan maddede öngörülen idari para cezasının miktarına göre eylem tarihi ile temyiz inceleme günü arasında 5326 sayılı Yasa’nın 20/2-c maddesinde öngörülen 3 yıllık soruşturma zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca bu hususta bir karar verilmesi mümkün olduğundan gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5326 sayılı Kanun’un 20. maddesi gereğince sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 03/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.